Hafızanın tüm kurmacalarına rağmen o değil midir bitimsizce özlenen ve bir yatağı pek acı bir anı haline getiren? Bizimle alay eden anıların kapı eşiğinden bakarız gülüşmelerimizin yükseldiği odalara. Uzanırken kıvrak zekâsıyla bir şaka yapmıştır. Gülmüşüzdür tabii. Ellerini saçlarımızda gezdirmiş ve başımıza ta içten bir öpücük kondurmuştur. Biz onun göğsünde uyurken, ne çocuğuz ama, nefes alışverişlerine ayak uydurmuşuzdur. Sonra, sonra ne olmuştu… İkinci bölüm başladı, değil mi?