...
+ Aslına bakarsan ben istemedim bunu.
- ?
+ Senden gitmeyi işte! Bunu ben istemedim, buna zorlandım. Görmedin beni. Senin için yaptıklarımı , çırpınışlarımı görmedin. Ben de gittim ve sen beni suçladın.
- Konuşmalıydın benimle.
+ Neyi konuşacaktık? Ya da hangi birini mi demeliyim.
- Hepsini, ne varsa anlatman gerekiyordu.
+ Ne varsa öyle mi... Bugün bir anlamı kalmadı biliyor musun. Lütfen, bir daha gelme. Gelme ki ben bir daha içim acıya acıya gitmek zorunda kalmayayım.
...
Henüz keşfedilmemiş bir ülkenin kralıyım. Tacım ve tahtım taştan, kölelerim ve ben aynı dereden su içiyoruz. Hava sıcak ve nemli. Dış dünya bizi merak etmesin, henüz dinimiz ve paramız yok bu yüzden savaşmıyoruz.
Hayatımız belirsizliklerle geçiyor. Ya geçmişte kalıp önümüze bakamıyoruz ya da güvenmiyoruz yanımızdakilerle yarınlara. Hep, ya bu kez de başarısız olursam düşüncesi var aklımızda. Ya olmazsa? Korkuyoruz sanırım, başarısızlıktan ziyade elimizde olan mutlu hatıraları da kaybetmekten korkuyoruz. Ya da öyle bir şey emin değilim. Tek bir şey bilmiyorum, yarım kalan her hikaye acıtıyor. Biz geri dönüp dönüp ona bakmıyoruz. Orada yaşıyor, onu yaşatmaya çalışıyoruz.