En yakın arkadaş, teşkilat, devlet hepsi palavra. İnsan yalnızdır. Dünyaya yalnız gelir, yalnız gideriz. Yalnız olduğumuz için de güçlü olmak zorundayız. Güçlü olmayan insan bir hiçtir. Sistemin çarkları arasında ezilir gider. Dağ ya da şehir insan ya da hayvan hiç fark etmez, güçlü olan ayakta kalır. Temel kanun budur...
Kitaplardan değil, sokaktan öğrendim ben bunu. Bana ihanet eden dostlarımın, ucu zehirli hançerlerinden öğrendim...
vee bir Ahmet Ümit kitabı daha.. ilk bölümden baş karakterin kafasının içine giriyorsunuz. giriyorsunuz diyorum çünkü kitap sanki olayı baş karakter olan adnan'ın gözünden görüyormuşsunuz gibi. zaten birinci kişi ağzıyla yazılmış. kafasındaki düşünceleri, yaşadıklarını hissettiklerini... güzel yansıtmış güzel aktarmış yazar.
tabi bu 512 sayfada adnan'a alışmazsanız da olmaz çünkü karşısındakinin, olayın, geçmişte yaşanmış bir anının ya da o an yaptığı hareketin hemen analizini yapıp kendi düşüncelerini söylüyor. bu konuda ahmet ümit'i tebrik etmek lazım bence başarılı analizler olduğunu düşünüyorum.
ama buna alışmak ilk başlarda zordu çünkü sizde romana alışıp kendi analizlerinizi yapmak istiyorsunuz ama yazar tüm ihtimalleri ya da tüm düşünceleri saydığı için size çok birşey bırakmamışta denebilir. bu kitabın olumsuz diyebileceğim bir yanı bence. çünkü siz romanı okurken tamamen adnanın yoğun düşüncelerini, birçok yerde (haklı olsada bazı yerlerde fazlalaşmış şekilde)paranoyasını, hepsine katılmasanız da bir insanın düşüncelerinden okuyorsunuz. okudukça da alışıyorsunuz- zor olsa da- çünkü yaptıklarını kabul etmeyen, herşeyde en iyisini kendi bildiğini sanan ,asla akıl almayı yediremeyen, birçok kez şans verilse bile girdiği bataklıktan gayet memnun olan ve doğru şeyi bulmasına rağmen fazlaca gereksiz paranoya yüzünden olaydan sapan garip bir kişilik. biraz sövmüşüm gibi oldu ama 500 sayfa olunca ve her kelimesi her cümlesi onun ağzıyla anlatılınca... anlatma gereği duydum, kitaba başlayacakları uyarmak adına:) aslında bence (çok bilgim olmamakla beraber söylüyorum bunları) Ahmet Ümit kendi düşüncelerini yazmış. hiç orta yol bulma gibi bi niyet yoktu bence kitapta. hepsi hissedilmiş yaşanılmış duygular gibiydi. hatta bunlara daha çok yer vermek için felsefeci ama