Hepimizin bir sınırı vardır. Kırılmadan önce katlanmaya hazır olduğumuz şeyler. Her olay, sınırından ufak bir parça götürür. Kalmayı seçtiğin her sefer, bir sonraki sefer gitmeni daha da zorlaştırır. Sonunda, sınırını tamamen unutursun çünkü; şöyle düşünmeye başlarsın, ‘Beş yıldır buna katlanıyorum, beş yıl daha ne olur ki?’
“Beni hiç düşündün mü?” Gözlerini kırpıştırdı. “Yıllarca dışarıda bir yerlerde savaşıp savaşmadığını merak etmenin ya da öldü mü kaldı mı diye endişelenmenin nasıl bir his olduğunu hiç düşündün mü? Bilmediğim bir yerlere gömüldüğün korkusuyla kaç kez ağlayarak uykuya daldım, haberin var mı? Mezarının nerede olduğunu, seni nerede ziyaret edeceğimi bile bilememenin ağırlığını tahmin edebiliyor musun?”