Masalım sı...
Bir tren garında olsun isterdim ayrılmayı. Sıkı sıkı sarılmak, hasret kokan öpücükler vermek, Hareket eden trene uydurulan adımlar atmak, Gidene el sallamak, Kalana gözyaşı dökülen o anlardan isterdim. Ayrılıkta ayrılık gibi olsun isterdim. ‘’ayrılmak’’ üzerine yazılmış şiirlerden Bin birinci olanı bu Masal gibi anlatılan, Masal gibi olmayan, Masalımsı… Halit Turhan__Ocak 2018
Edebiyat
"Adalet Sarayı"
Masalımsı Bir varmış bir yokmuş, peri padişahının kimselerin ulaşamadığı bir yerde bir sarayda yaşayan "Adalet" adında bir çocuğu varmış. Bu çocuk, herkesin ulaşamadığı ıssız ormanlarda tek başına, sevgisiz, kimsesiz büyümüş ve daima tek başına gezip dolaşırmış. Yüreğinde bir yerlere saklı olan vicdanı hiç mi hiç terbiye görmemiş. Her gün çıkıp ormanda vahşi hayvanları izleyip onların yaptıklarını sürekli tekrar edermiş. Yine günlerden bir gün avare avare böyle gezerken uzaktan kulağına "kimse yokmu, yardım edin, kimse yok mu?" diye cılız bir ses gelmiş. Sesin geldiği yöne önce biraz kulak kabartmış ve daha sonra, "Amaann! Nasılsa benimle ilgili değil, biri duyar elbet, duymazsa da bana ne." diyerek hoplana zıplana sarayının yolunu tutmuş. Saray kapısının üzerinde kocaman harflerle yazan, "ADALET SARAYI" yazısı ilk kez dikkatini çekmiş. Elini başına götürüp kafasını bir kaç kez düşünerek kaşımış. Sürekli hayvanların besinleriyle beslenmekten iyice semirmiş vücudunda koca bir balkonu andıran işkembesi saklı karnını sıvazlayarak öküz sesini aratmayan gürültüyle geğirmiş birkaç kez. Sarayının merdivenlerinden çıkarken kirden yosun tutmuş ayağının kaymasıyla kendini tepe takla yuvarlanıp kapı dibinde bulmuş. Can havliyle, "Ahh! Ohhh! Off anamm, oy başım!" diyerek yerinden doğrulmaya çalışsa da yapamamış. Başlamış ağız dolusu küfürler savurarak "kimse yokmu, yardım edin, kimse yok mu?" demeye... Aklına o an ormanda duyduğu o cılız yardım çığlığı gelmiş. Acısından ayağının kırıldığını anlayıp kolunun yara bere içindeki haliyle avuçlarını yüzüne götürmüş. Kendini böylesine çaresiz hisseden Adalet, yıllardır yaşadığı sarayından ve ormandan çıkıp insanların arasına karışmaya ve onlardan iyiliği, güzelliği, sevgiyi, merhameti ve adının gerçek anlamını öğrenmeye karar vermiş.
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
833
Zamanın akışını dışarıdan seyretmek, diyebilir misiniz denizin kenarında yürüyen birini izlemeye bu fotoğraf üzerinden? Bazen çekerken, bazen çektikten sonra çektiğiniz fotoğrafa bakıp dalıp gittiğiniz olur mu uzaklara; mavinin enginliğinde, dalgaların sesine karışıp ufuk çizgisine kadar? Kendi seyir dünyanızda, kendi içinize yaptığınız yolculuklarda hep yalnız mı yürürsünüz yoksa dışınızdakilerin varlığı da, sizlere eşlik eder mi yokuş aşağı, yokuş yukarı, bazen virajlı bazen düz, uzun yollarda? Ya da varacağınız yer nasıl acaba? Yola çıkmadan önce o yerin hayalini nasıl kurarsınız? Bir ev mi, şiirde geçen ifade ile, günlük güneşlik çiçekler içinde ya da anka ile varılacak kaf dağımsı, masalımsı bir yer mi? Ve mesafelerin ölçüsü kilometrelerden mi ibaret sadece? Söylenmeyen eksiltili cümleler daha mı yakın gelir söylendiğinde muhatabına ulaşmamış cümlelerden? Mesafeyi hangi vasıta ile yakınlaştırabilirsiniz gönülden gönüle görünmez yollar var ise? Gözlerinizin buğusuna bakarak mı, uzaktan uzağa sevdiğiniz bir sesi örtü yapıp yüreğinizi ısıtarak mı? Ben cevap veremedim bu sorulara! Ve yazıya da bir başlık bulamadım bugün: "Bir fotoğraf üzerine bir kaç sual düştü on bin adım hikayemde yolumun üstüne' desek; birlikte, sizce uygun düşer mi? Sevil Şentürk 2.4.2026 📝📸
150'lik büyük ve masalımsı anlatılar, senaryolar, sahte kimlikler ve seytani figürler, hepsi bunlarin eseri... Fabrikasyon beyinlerin hayran kaldıkları bu şeytanların mamülleridir.
1000Kitap
Manas, Türk mitolojisinden ve bozkır kültüründen derin izler taşımakla birlikte Yaratılış ve Türeyiş, Göç, Ergenekon, Şu, Oğuz Kağan gibi diğer Türk destanlarından bağımsız, mısra sayısı bakımından Finliler’in Kalevala, Almanlar’ın Nibelungen, Hintliler’in Ramayana, eski Yunanlılar’ın İliada ve Odysseia gibi destanlarından çok hacimli olup dünyanın en büyük destanıdır. Üç büyük koldan oluşan destanın “Manas” adını taşıyan birinci bölümü bir Kırgız kahramanı olan Manas’ın doğumu, güç sahibi olarak kendini tanıtması, Kırgızlar arasındaki savaşlarda şöhret kazanması, Kalmuklar’a karşı elde ettiği başarılar, Kırgızlar’ı bir bayrak altında toplaması ve ilini düşman istilâsından kurtarması gibi olaylardan meydana gelmektedir. Bu bölümde verilen bilgilere göre Kara Han’ın oğlu Yâkub (Cakıp) Han ile Haydar Han’ın kızı olan karısı Çıyrıçı’nın çocukları olmaz. Yâkub Han bir çocuk vermesi için Tanrı’ya yalvarır ve bunun üzerine bir oğlu olur. Çocuğa “dört ulu peygamber” tarafından Manas adı verilir. Aslı Sanskritçe olan bu ad “akıllı, zeki” anlamına gelmektedir (Gülensoy, s. 16-19). Beşikte iken konuşmaya başlayan Manas’ı Hızır korur. Manas çabuk büyür ve yiğit bir delikanlı olur; Kâşgar’da bulunan Çinliler’i haraca bağlayıp doğuya sürer. Bu bölümün en güzel kısımları “Kökütey Han’ın Aşı” (yuğ töreni), Manas’ın yaralanması ve ikinci ölümünün anlatıldığı parçalardır. Manas, Kökçököz ve Köz-Kaman tarafından zehirlenerek öldürülür. Manas’ın ilk ölümü ise Kökçö ile savaşırken aldığı yara sonucundadır; üçüncü ölümü de geri dönmeyecek şekilde ölümüdür. Manas’ın ölümünden sonra Kırgızlar arasındaki iç çekişmeler artar, iktidar mücadelesi yeniden başlar. Semetey ve Seytek kollarında Kırgızlar arasındaki kardeş kavgasının derin izleri görülür. Millî mücadeleden çok şahsî kavgalar,
1000Kitap
KRZYSZTOF KİEŚLOWSKİ-VERONİQUE'NİN İKİLİ YAŞAMI
🔥"Hayatım boyunca aynı anda iki yerdeymişim gibi hissettim." . ✏️ Şiir gibi bir filmdi. 1991 yapım Psikolojik Drama türünde. . 🧩 Véronique ve Weronika, biri Fransa'da diğeri Polonya'da yaşayan iki kadın. İsimleri gibi kendileri de oldukça benzer. Zaten aynı kişi canlandırır karakterleri. İkisinin de annesi yoktur babası ile yaşar, ikisi de hastadır, ikisi de müzikle ilgilenir. . 🔎 Weronika çok istediği koroya katılır ve sahnede vefat eder. Film hemen sonra Véronique'nin uykudan uyanma sahnesi ile başlar. Benzer duygular hisseden bu kadar aynı 2 insan nasıl olur, derken akla paralel evrenleri getirir sanki film. . 🎭 Seçimler, üzerinde durulan en önemli konu aslında. Evrensel duygular ve seçimlerle bambaşka yöne evrilen hayatlar. Véronique farklı olarak tedavi olmayı seçer, kariyer olarak müzik öğretmenliğini. . ⁉️ Acaba hayatlarımızın küçük bir ayrıntısı değişseydi nasıl biri olurduk? Fakat önemli olan seçimler değişse de içteki öz aynı kalmaktadır filmde de. Dolayısıyla birbirine teğet geçen paralel hayatlar izleriz. . ✨️ Yeşil, altın, sarı tonlar çok baskındır. Bu da filme rüyamsı , masalımsı bir hava katar. Zbigniew Preisner müzikleri bu havayı iyice arşa taşırır. Kieślowski filmlerindeki o şiirimsiliği tadarız. Optik oyunlar, kırılmalar ile anlamı görüntüye kurdurur yönetmen. . 💫 Sessizce akan bir filmdi. Tavsiye ederim :)
Sinema