Ey demir karyolalı, kareli yataklı, önleri dolaplı, tabureli loş, rutubetli koğuşlar, siz bile dileklerimizin amacı olabiliyorsunuz!
Bu Allahın kırlarında hayat yemek, uyku, tütün, elbise kokuları dolu köşe bucaklarınızla siz bile yurdu hatırlatan masalımsı bir parıltı oldunuz!
İlk insan çiftinin ortaya çıkışı hakkındaki İran geleneğinin altını çizebilirim; İlk insan Gayomard, kötü ruhların darbelerine karşı yenik düşünce, to humu toprağa girdi ve kırk yıl sonra rivas denilen bir bitki do ğurdu (rivas daha sonra Masyagh ve Masyanagh'a dönüştürüldü). Fakat İranlılar buna bir unsuru daha ilave ettiler: Gayomard'ın vahşice ölümü. Benim daha önceki iki çalışmam da, bir ilksel canavarın kurban edilmesi sonucunda ortaya çıkan bitkilerin kökeni hakkındaki bu mitolojik motif ve bitkilerin bir tanrıya da alçakça öldürülen bir kahramanın kanından veya bedeninden masalımsı bir şekilde ortaya çıkışını incele dim. Bu çalışmalarda ulaştığım sonuçların başka bir yönüne dönmek istiyorum. Ancak, burada temas etmek istediğim şey, insan ile bazı bitki türleri arasındaki dayanışma olup insan ile bitki arasındaki hayatın sürekli bir dönüşümü olarak tasavvur edilir. Birden bire kesilen insan hayatı, bir bitkide devam eder; ikinci hayat sırasında ağaç kesilirse veya yakılırsa, ağaç (hayat), sonuçta bir kez daha bir insan biçimini alan bir hayvan veya başka bir bitki doğurur. Bu masallarda işaret edilen teoriyi şu şekilde özetleyebiliriz: İnsan hayatı yaratma potansiyelini ve anlamını bitirecekse, tamamen yaşanmalıdır. Vahşice bir ölüm sonucunda aniden kesintiye uğrarsa, insan hayatı kendini bitki, meyve, çiçek gibi başka formlarda sürdürmeye meyleder. Bunlardan sadece birkaç tanesini örneklendireceğim: Bir çok kahramanın öldürüldüğü savaş alanında güller, yabani güller büyür; iki genç tanrı ölürlerken Attis'in kanından menekşe, Adonis'in kanından da güller ve anomen çiçekleri çıkmıştır
Ülkemizde de Çanakkale savaşlarından önce çöl gibi olan Gelibolu Yarımadasın, savaştan kısa bir süre sonra çamlarla kaplı bir ormanlık alan haline gelişini şehitlerin kanının bedeli
Yaşamımızın dokusu karmakarışık bir masal, iyiyle kötü yan yana, eğer yanlışlarımız onları kırbaçlamasaydı erdemlerimiz gurur duyardı ve eğer erdemlerimiz onları bağrına basmasaydı suçlarımız umutsuzluğa kapılırdı.
Kızlar çoğunlukla kendi kendilerine,insanın içine baygınlıklar verici, birtakım yüksek hayaller kurarlar,ancak kafada yaşayan bir takım yüzler yaratırlar.İnsanlar, duygular,dünya üzerinde masalımsı düşünceler uydururlar.Sonra da hayal ettikleri bulunmaz özellikleri pek böncesine, birini üzerine konduru verirler.buna kendileri de inanırlar.Seçtikleri adamda onları sevdiği işte bu hayali yaratıktır. Gelgelim, daha sonra, iş işten geçip felaketin içine gömüldüler mi,öylesine süsledikleri o aldatıcı görünüş, ilk tapındıkları put iğrenç bir iskelet oluverir.