Sevdiğim insan önerip üstüne de incelemeleri 'incelediğimde' mutlaka okumalıyım dedim. Kitap elime geçti, arka kapağı çevirdim ve şöyle bir şey yazıyordu :
"Alfred Adler, büyük yankı uyandırmış bu kitabında, can alıcı bir soruna parmak basmıştır: İnsan kişiliğinin gelişmesinde aşağılık duygusunun ve bu duyguyu gidermek için gösterilen çabaların önemi. Aşağılık duygusuna kapılan çocuk, belli bir davranış kalıbını benimsemekte ve bu davranış kalıbı onun bütün kişiliğine biçim vermektedir.Böylece, toplum içerisinde hem kendilerine hem de çevrelerine zarar veren ve toplumun uyumlu bir şekilde işlemesini engelleyen bazı insanlar çıkmaktadır ortaya. Bu gibi kimselerle karşılaşınca onlara kızarız, alınırız, güceniriz. Oysa bu öfkelerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü KENDİ İÇİMİZE BAKMAYI BİLİYORSAK BU SİNİRLENDİRİCİ ÖZELLİKLERİN KISMEN BİZDE DE BULUNDUĞUNU GÖRMEZLİKTEN GELEMEYİZ. Sorunlar, temeldeki psikolojik gerçeklerden kaynaklanmaktadır..."
Etkilendim, doğruluk payı vardı.
Direkt yazarın kişiliği ile ilgili bir izlenimim oldu, bunu paylaşmadan geçemeyeceğim.
Büyük puntolarla yazdığım kısım o kadar doğru ki, yazarda da bir aşağılık kompleksi mevcut.
Kitap bir kısım hasta öykülerini ele alıyor.Olayı anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor ve sonunda bunun sebebinin 'Aşağılık kompleksi, boş gurur, haris...' olduğunu söyleyerek konuyu noktalayıp başka bir başlık açıyor.
Bir insan davranışının altında yatan nedenleri söylediği yerler o kadar nadir ki!
İçe dönük, çekingen, zarar veren, zarar vermeyen, hislerini somurtmakla veya gülerek sezdiren, aklınıza gelebilecek her türlü durumun kaynağını bu üç şeye bağladığını görüyorum. İyi de neden? Neden Alfred?
Ben açıklamalarının yeterli olduğunu düşünmüyorum.
Okunur mu, okunmaz mı?
Okuyun tabii, okuyun da gözden kaçırdığım bir nokta mı var?
Uzağı gören bir psikolog olan Dostoyevski şöyle demişti: "Bir insanın karakterini can sıkıcı psikolojik çözümlemelerden çok, gülüşünden anlamak mümkündür."
"İnsan sevmez bir kimsenin karakteri genellikle endişe ile belirlenmiştir.Endişe olağanüstü bir şekilde yaygın olan bir özelliktir. İlk çocukluğundan yaşlılık çağına gelinceye kadar insanın peşini bırakmaz,hayatını göze çarpacak şekilde zehirler, onu her türlü insani ilişkiden alıkoyar, sanki bir hayat yaşama ve dünyaya verimli bir katkıda bulunma umudunu yok eder."
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Sen say ki
Ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri, koynuma almadım ihaneti
Ve say ki
Bütün şiirler gözlerini
Bütün şarkılar saçlarını söylemedi
Hele nihavent
Hele buselik hiç geçmedi fikrimden
Ve hiç gitmedi
Bir toprak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
Evet yangın
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
Evet kaybetmenin o zehirli buğusu
Evet isyan
Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekşelerinde her akşam