The Guardian’da Julianne Schultz’un “Trump bir zorbadır, güçlü adam değil” sözü benim de hoşuma gitti doğrusu.
“Güçlü adam” kavramında nezaket, olgunluk, bilgece davranışlar beklenebilir.
“Zorba” ise kendini güçlü hissettiğinde tehdit eder, gücünü dayatır, korku saçar. Ne rasyonellik ve hakkaniyetle ne de nezaketle ve olgunlukla ilgisi yoktur. Ölçüsü, gücünün yetip yetmemesidir.
Cumhuriyetçilere yakın Prof. Walter Russell Mead, Wall Street Journal’da bu konuda önemli bir tahlil yazdı. Şöyle diyor:
“Gördüğümüz şey, klasik Trump’tır. Başkan, kendisine ve temel kanaatlerine inanıyor. Kendisiyle aynı fikirde olmayan analistlerin ve politika yapıcıların aptal ve zayıf olduğuna inanıyor. Dirençle karşılaştığında, içgüdüsü yeniden düşünmek ve uzlaşmak değil. İddiasını iki katına çıkarmak, dramayı abartmak ve cesur hamleler ve sert tehditlerle rakiplerini korkutmak. Bir Gordiyon düğümü gösterdiğinizde, kılıcını çekiyor.”
Bu tip liderlerde “güç tutkusu” her şeyin, hatta ahlaki değerlerin de üstündedir.
MEGALOMAN KİŞİLİK
Adamın hastalıklı kibrini görmek için “…… öpüyorlar” sözü kâfidir. Onun nasıl bir medya, nasıl bir yargı, nasıl bir Fed, nasıl bir Kongre ve nasıl bir dünya görmek istediğinin ifşasıdır bu söz.
Elbette dalkavukları da az değil. Amerikan ekonomisine gümrük duvarları örülmesini, Trump’ın danışmanlarından Stephen Miller, “Amerikan başkanlık tarihindeki en büyük master ekonomik strateji” diye nitelemiş! (X, 9 Nisan)
Trump’ın tekrar aday olabilmesi için Temsilciler Meclisi’ne anayasa değişikliği önergesi bile verdiler bunlar.
Çevresini böylelerle doldurdu.
Trump, “Tanrı beni Amerika’yı tekrar büyük yapmak için kurtardı” diyen bir adamdır. (20 Ocak 2025)
Hiç yanlış yapar mı?!
Onu eleştirenler mi?.. Trump muhaliflerine “bunlar vatansevmezler” diyen