Bir hafta önce benim guaj boyayla resmimi yapmıştı. Üst cebini gösterdi “seni yanımda taşıyacağım.”
Elimle kalbime dokundum. “Ben de seni.” Bende onun resmî olmadığı için içten içe hayıflanmıştım.
Etrafıma bakındım. Vagonların kapıları açılıp kapanıyor, eller birbirine uzanıyor, parmaklar son kez kenetleniyordu.
Ona, “Arkandan bakmayacağım Edouard,” dedim. “Gözlerimi kapatacağım ve hayalinin gözümün önünden gitmesine izin vermeyeceğim.”
Başını salladı. Anlamıştı. Aniden, “önce sen git,” dedi. Sonra beni kendine çekip dudaklarımdan öptü ve kollarını gövdeme sımsıkı sardı. Gözlerim kapalıyken ona sarıldım, onu içime çekip yokluğu boyunca burnumdan gitmeyecekmiş gibi kokusunu özümsedim. İşte ancak o anda gerçekten gideceğini anladım. Kocam gidiyordu. Artık dayanamayacağımı anladığımda yüzüme güçlü bir ifade takınıp geri geçildim.
Yüz ifadesini görmek istemediğim için gözlerimi açmadan elini tuttum. Sonra döndüm ve kalabalığa karışıp ordan uzaklaştım.
Neden trene bindiğini görmek istemediğimi bilmiyorum. O zamandan beri her an bunun pişmanlığını yaşıyorum.
Eve vardığımda elimi cebime soktum ve bana sarıldığında oraya koyduğunu tahmin ettiğim bir kağıt parçası buldum. Kendini üniformalı, sırıtan iri bir ayı olarak çizmişti. Elini de benim narin ince belime dolamıştı. Yüzüm ciddi ve makyajlıydı. Saçım da arkaya doğru toplanmıştı. Resmin altına kocaman, kıvrık el yazısıyla, “Seninle tanışıncaya kadar gerçek mutluluğun anlamını bilmiyordum,” yazmıştı.
Seni görmem için fotoğrafa ihtiyacım yok Sophie. Yüzünü sesini, kokunu anımsamak için gözlerimi kapatmam yeterli. Ve bunun beni ne kadar rahatlattığını bilemezsin.
Bir an önce burdan kurtulmak isteyen diğer asker arkadaşlarım gibi değil, her gün sana yirmi dört saat daha yaklaştığım için Tanrı’ya şükrederek günleri işaretliyorum.
Seni seven Edouard
Kulağıma usulca, “Bir daha beni bırakma sophie,” diye fısıldadı. Sesi duygu yüklüydü
Konuşmadık. Sanki saatlerdir değil de yıllardır ayrı kalmışız gibi birbirimize sımsıkı sarıldık.
Tenimde hissettiğim sesi pütürlü ve kesik kesikti. “Resmini yapmalıydım çünkü burda olmamana katlanamıyorum. Ve seni geri getirmemin tek yolu buydu.”
“Ben burdayım,” diye mırıldandım. Parmaklarımı saçlarının arasında gezdirip yüzümü onunkine yaklaştırdım ve nefesini içine çektim. “Seni bir daha hiç bırakmayacağım. Asla”