Seni görmem için fotoğrafa ihtiyacım yok Sophie. Yüzünü sesini, kokunu anımsamak için gözlerimi kapatmam yeterli. Ve bunun beni ne kadar rahatlattığını bilemezsin.
Bir an önce burdan kurtulmak isteyen diğer asker arkadaşlarım gibi değil, her gün sana yirmi dört saat daha yaklaştığım için Tanrı’ya şükrederek günleri işaretliyorum.
Seni seven Edouard
Kulağıma usulca, “Bir daha beni bırakma sophie,” diye fısıldadı. Sesi duygu yüklüydü
Konuşmadık. Sanki saatlerdir değil de yıllardır ayrı kalmışız gibi birbirimize sımsıkı sarıldık.
Tenimde hissettiğim sesi pütürlü ve kesik kesikti. “Resmini yapmalıydım çünkü burda olmamana katlanamıyorum. Ve seni geri getirmemin tek yolu buydu.”
“Ben burdayım,” diye mırıldandım. Parmaklarımı saçlarının arasında gezdirip yüzümü onunkine yaklaştırdım ve nefesini içine çektim. “Seni bir daha hiç bırakmayacağım. Asla”
“Ressamın onu nasıl tasvir ettiğine bak Liv. Öfkeli görünmesini istememiş. Hâlâ ona bakıyor. Fırça darbelerinin hassasiyetine bak, tenini nasıl boyadığına bak. Ressam ona tapıyor bence. Kadının sinirlenmesin dayanamıyor. Kendisine kızgın olduğunda bile gözlerini ondan alamıyor.” David durup nefes aldı. “O kadını ne kadar kızdırmış olursa olsun orda kalmış ve hiçbir yere gitmemiş”
O buğulu, uçsuz bucaksız derinlikteki gözlerinle bana her baktığında bende ne bulabileceğini düşünürdüm hep. Şimdi bunun âşıklara özgü saçma bir bakış açısı olduğunu görüyorum. Bizim sevgimiz ancak dünya durursa biter.