Kitabı yeni bitirmiş olmanın verdiği duygularla yazmak istiyorum. Bu kitabı bana bir arkadaşım tavsiye etmiş ve "mutlaka okumanı istiyorum!" demişti. Ona çok minnettarım şuan. .Bu incelemeyle ben de başkalarının hayatına katkıda bulunabilirsem borcumu ödemiş olurum diye ümit ediyorum.
Öncelikle klasik bir psikolojik romandan çok farklı olduğunu söylemem gerekir. Sadece bir hikayenin içinde kendinizi bulmuyor aynı zamanda beyin fırtınası yaşıyorsunuz. Günlük yaşantınızdaki kişilerle olan iletişiminizi sorgulatıyor size. Nerede yanlış yaptım dediğiniz yerleri bir bir gösteriyor roman kahramanıyla. Aslına bakarsanız sanki roman kahramanının yerinde siz varmış gibisiniz.
*spoiler içerir*
Düşünün ki intihar etmek üzeresiniz, birisi sizi görüyor ve "hadi atla!" diyor. İçsel anlamda sorgulamalarınız o an başlıyor işte. "Atlama!" dese yine aynı etki olur muydu bilinmez ama kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki bir insanı vazgeçirmenin yolu yapacağı şeyi yapmamasını söylemek değil. Zira bu o kişinin o işi yapmak için daha büyük istek duymasına sebep olacaktır.
Hayatta hepimiz özgürlük peşinde değil miyiz? Özgür şekilde fikirlerimizi söyleyelim, istediğimiz gibi yaşayalım, kararlarımızı özgür şekilde alalım. Yani hiç kimse aldığı kararlarda ve yaşamında -kendi talep etmedikçe- başkasının müdahale etmesinden hoşlanmıyor. Genelde yasaklar cezbedicidir ve "yapma!" denilen şeyler yapılmaya müsait hale gelir. Bu sebeptendir ki bizler karar verirken bazen istemesek de yap denileni yapmama, yapma denileni yapma eğilimi gösteriyoruz.
İntiharı düşünen roman kahramanının o anlık intihardan vazgeçmesi hayata bağlanmasına sebep olmayacaktır elbette. Sonuçta intiharı düşünene kadar ki süreçte birçok sıkıntı buhran geçiriyor ve bu durumların içinden