Rumeysa GÖK

Namazdaki secde ile zalim bir sultanın meclisinde eğilmek arasında geceyle gündüz kadar fark vardır. Biri ubudiyetin, diğeri ise kula kulluğun ifadesidir. Biri tevhidin, diğeri ise şirkin remzidir. Mağrur bir kafirin yanında tevazu "zillet", ayak ayak üstüne atmak ya da misliyle mukabelede bulunmak ise vakardır. Aynı duruşu müslüman meclisinde izhar etmek ise "kibirdir".
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Züleyha, Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca “Yusuf” diye başladı, “Yusuf” diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın namesinde ser-nâmeden öte kelam yok. Ve Züleyha'nın lügatında, “Yusuf”tan öte sözcük yok.
Hanım hanımcık ol, böyle denecek Leyla'ya. Ve o da öyle olacak. Çöle düşen Mecnun, Leyla değil. Leyla ağlamak için bile bahane bulmak zorunda. Şirin'in bahtına düşen, uğrunda dağlar delinen olmak olacak, dağları delen değil. Suyu bulmak Ferhad'ın bahtı.
"Daha çok anlat" dedim. "Hoşuna gidiyor mu?" "Çok...Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum." "Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz" "Gider gibi yaparız"🌻🍃 Şeker Portakalı
Ve oturdu mu bir masaya Hakkını verir çay içmenin Cahit Zarifoğlu