"Nihayet insanlık da öldü.
Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla perçinleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur.
Bazı arkadaşlarımız önce bu habere
inanmak istememişler ve uzun süre,
'Yahu insanlık öldü mü?' diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır.
Bu nedenle gazetelerinde 'İnsanlık öldü mü?' ya da 'İnsanlık ölür mü?' biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir.
Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır; herkes, insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar
bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir.
Evet, insanlık artık aramızda yok.
İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler,
ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır.
Fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, birçok yürekte derin yaralar açmış ve
onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir;
o kadar ki, bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilmeyeceğini
ileri sürmeye başlamışlardır.
Bize göre, böyle geniş yorumlarda
bulunmak için vakit henüz erkendir.
İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak
ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes
alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir.
İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben
de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır
ve insanlık için bir şeyler yapmağa
çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için
insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara