Gel gör ki, Başbakan'ın eşi Hayrunisa Hanım, eşinin yöneteceği ülkeyle mahkemelikti. Eşi muhalefetteyken, türbanla okula giremediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dava açmış, Türkiye'yi şikayet etmişti.
İlk resmi davet Beyaz Saray'dan gelmiş, Başbakan Gül değil, henüz milletvekili bile olmayan Erdoğan çağrılmıştı. O günlerde AKP'liler dahil, herkes"AKP" derken, gazetelerimize manşet olan davet mektubunda "AKP" yerine "Ak Parti" yazıyordu. Kimse farkında değildi. AKP'yr Ak diyen ilk kişi ABD Başkanı'ydı.
Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.
Komünistleri ayrıca anavatanı, milliyeti ilga etmeyi istiyorlar, diye itham ettiler. İşçilerin anavatanı yoktur. Sahip olmadıkları bir şeyi alamazsınız onların elinden. Proleterya, evvela politik egemenliği elde edip ulusal sınıf seviyesine yükselmesi, bizzat kendisini ulus olarak kurması gerektiği içindir ki, bizzat ulusaldır-elbette kesinlikle burjuvazinin anladığı anlamda değil.