• 400 syf.
    ·7/10
    Daha önce Kafka'nın kız kardeşi Ottla'ya yazdığı mektupları okumuştum.Bu mektuplarda Kafka,hayatına dair gündelik işlerinden,çalışma hayatından,gezilerinden,okuduğu kitaplardan,tanıştığı yeni kişilerden ve hastalığından bahsediyordu.Milena'ya Mektuplar ise Kafka'nın Milena Jesenska'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor.Peki kimdir Milena Jesenska?

    Kafka'nın Almanca yazdığı eserleri çok beğendiği için onları Çekçe'ye çevirmek istemesiyle tanışıyorlar.O sırada Kafka otuz altı yaşında,Milena ise yirmi üç. Kafka üç kez nişanlanmış,Milena ise evli fakat sürekli eşi tarafından aldatılan bir kadın.Buna rağmen hiçbir zaman eşinden ayrılmak istemiyor.Kafka zaten evlilikten korkan bir adam.İlk başlarda tamamen iş münasebetiyle mektuplaşmaya başlıyorlar ve zamanla bu mektuplaşmalar arkadaşlığa sonrasında ise aşka dönüşüyor.İkisinin ortak noktaları oldukça fazla.Belki de bu noktalar yüzünden birbirlerine kısa zamanda bağlanıyorlar.İki yıl sürüyor bu mektuplaşmalar ve bu süre içerisinde sadece iki kez yüz yüze görüşüyorlar.1923 yılında ise Kafka'nın isteğiyle bu mektuplaşmalar son buluyor.

    Gelelim mektupların içeriğine...Yine ne yazık ki Kafka'nın yazdıklarına tanıklık ediyoruz.Milena'nın neler yazdıklarına hiçbir zaman şahit olamayacağız çünkü tıpkı kardeşinin mektupları gibi bunları da yok etmiş Kafka.Neyse ki kitabın sonunda görüyoruz Kafka'nın en yakın arkadaşı Max Brod'a birkaç mektup yazmış Milena Kafka ile ilgili.O birkaç mektuptan anlıyoruz ki Milena gerçekten gerçek hislerle bağlanmış Kafka'ya ve onun hastalığından oldukça tedirgin.Ayrıca mektuplaşmalarının Kafka tarafından kesilmesinden dolayı da oldukça üzgün.

    Mektuplar tıpkı Kafka'nın kitapları gibi oldukça karamsar.Hayatını bildiğimiz için mektuplarda da o korkuyu,kararsızlığı,tedirginliği ve hüznü görüyoruz. Zaten Milena'ya göre de Kafka çekingen,ürkek,yumuşak ve iyi biri ama acımasız ve acıtan kitaplar yazmış.

    Mektupların küçük bir bölümünde biraz umut olsa da geneline bakılınca şiddetli korkular,kararsızlıklar,boyun eğişler ve derin bir yalnızlık barındırıyor.Edebi olarak bakılırsa son derece doğal yazılmış,içten ve samimi.

    Mektuplar 1952 yılında kitap haline getirilmiş.Sadece edebiyat alanında değil,tarih,psikoloji ve sosyoloji alanlarında da önemli bir yere sahip.
  • "Bir esinti bizi adeta dilediği gibi sağa sola taşıyıp götürür. Esintide elimizi alnımıza uzatmamız ya da ince parmak uçlarımız dizlerimize bastırılmış, ağzımızdan çıkan sözlerle kendimizi yatıştırmaya çalışmamız eğlendiricilikten uzak değildir. Başka zamanlar belli ölçüde bir kibarlığı elden bırakmayıp kendimize ilişkin bir açıklığa kavuşmayı hiç düşünmezken, şimdi belli bir güçsüzlükle bunu aramaya koyuluruz. "
  • 88 syf.
    ·4 günde·6/10
    Franz Kafka' nın hayattayken hiçbir eseri basılmamış ve ölmeden önce yakın arkadaşı Max Brod'a tüm yazmalarının yakılmasını vasiyet etmiş. Ancak Max onu dinlememiş ve eserlerin dünya ile buluşmasına ön ayak olmuş iyi ki de olmuş Kafka'nın okuduğum ilk eseriydi ve bir günde bitebilecek bir kitap. Mektup türü okumayı çok seviyorum bu kitapta beni bir öğretmen olarak çok etkilen bir kitap oldu. Kitapta çocuk yetiştirme konusunda bilinçsiz, sabit fikirleri olan, soru sormaya tahammül edemeyen ve sevgisini (var olduğuna inandığımız) göstermekte başarılı olmayan bir baba ve babasını örnek alan bir çocuk figürü görüyoruz. Çocuklar birer beyaz tahta, boş sayfa yada oyun hamuru (yada siz ne derseniz) gibidirler. Onlara şekil veren, karakterlerin büyük ölçüde oluşturan biz ebeveynler ve öğretmenleriz. Hep psikologlarca söylenen klişe bir söz vardır "Biraz çocukluğunuza inelim" bu söz öyle kıymetli ki çünkü büyüdüğünde Kafka, gibi ciddi sorunlarla boğuşan insanların zor çocukluk dönemi geçirdiği ve sorunlu aileler tarafından yetiştirildiği görülür. Kafka, daha çok küçükken hepimizin de yaptığı gibi ona en yakın kişiyi babasını örnek almış fakat büyüdüğünde çocukluğuna dair hatırladığı bir çok şeyi eleştirmiş babasında bulduğu hataları da belirttiği bu mektubu yazmış. Beni en çok etkilen kısım yazarın babasının ona sık sık öğütler verdiği fakat kendisinin hiç bir şekilde bunlara yapıp onlara örnek olmamasını eleştirdiği kısımdı. Sırada Dönüşüm ve Milena'ya mektuplar kitabım var. Milena'ya Mektup kitabının da bir bölümünde babasına yazdığı bu mektuptan bahsediliyormuş.