• Toplumsal çöküşleri anlamak açısından beş-noktalı perspektifimizden bakıldığında, Maya dört noktayı örneklemektedir. Mayalar özellikle orman yıkımı ve erozyon ile çevrelerine zarar verdiler, iklim değişiklikleri (kuraklık) Maya’nın çöküşüne çok fazla katkıda bulundu. Maya’nın içindeki düşmanlıklar büyük bir rol oynadı. Son olarak, kültürel faktörler, özellikle ana problemlerin çözümü yerine savaşa odaklanıp, anıtların dikilmesine yol açan krallar ve soylular arasındaki rekabet de çöküşe katkıda bulundu. Beş maddelik listemizdeki geri kalan madde, yani ticaret ya da dışarıdaki dost toplumlarla ticaretin durması Maya’nm bozguna uğramasında ve düşüşünde hayati bir rol oynamış görünmüyor. Doğal cam (araç gereç yapımında tercih ettikleri ham madde), yeşim, altın ve istiridye Maya’ya ithal edilirken, saydığımız son üç madde hiç de hayati olmayan lükslerdi. Doğal camdan yapılmış araç gereçler siyasi çöküşten çok sonra bile Maya’da yaygın şekilde kullanılıyordu. Dolayısıyla anlaşılan hiçbir zaman doğal cam sıkıntısı çekilmedi.
  • Maya’ya bir bölüm ayırmamızın diğer bir nedeni, orantısız şekilde küçük topluluklardan oluşan, her nasılsa kırılgan ve coğrafi olarak izole edilmiş çevrelerde bulunan ve çağdaş teknoloji ve kültürün gerisinde kalmış geçmiş toplumlarla ilgili diğer bölümlere bir panzehir olmasıdır. Maya böyle bir toplum değildi. Aksine kültürel olarak Kolombiya öncesi Yeni Dünya’nm en ileri toplumuydu (ya da en ileri olanları arasındaydı), bugüne kadar korunmuş geniş bir yazı arşivine sahipti ve Yeni Dünya medeniyetinin (Mezoamerika) iki kalbinden birinde yerleşmişti. Bulundukları çevre, karst araziyle ve beklenmedik şekilde yağan yağmurlarla bağlantılı birtakım problemler arz etse de, dünya standartlarınca dikkat çeken bir kırılganlığı yoktu ve kesinlikle eski Paskalya Adası, Anasazi Bölgesi, Grönland ve modern Avustralya’ya göre çok daha az kırılgandı. Çöküşlerin sadece kırılgan bölgelerdeki küçük çevre toplumlar için bir risk olduğunu düşünmek gibi bir hataya düşülmemesi için, Maya bizi çöküşlerin en ileri ve yaratıcı toplumlarda da olabileceği konusunda uyarmaktadır.
  • Çoğu Maya kültürünün çöküşü yaşaması nedeniyle, anayurda gelen Avrupalı ziyaretçiler, eski Maya toplumunu anlamamızda önemli rol oynayan çağdaş Maya toplumu hakkında bilgileri kayda geçmişlerdir. Maya’nın Avrupalılarca ilk karşılaşması 1502’de, Kristof Kolomb’un Yeni Dünya’yı “keşfinden” 10 yıl sonra, Kolomb’un dört seyahatinden sonuncusunda Mayaya ait olabilecek bir ticaret kanosunu ele geçirdiği yıl gerçekleşmiştir. 1527’de Ispanyollar Maya’yı fethetmeye çok hevesliydiler, ancak bu 1697’de son eyalete boyun eğdirene kadar gerçekleşmedi. Dolayısıyla İspanyolların yaklaşık iki yüzyıllık bir dönem bağımsız Maya toplumlarım gözlemlemek için imkânları oldu. Bu bakımdan, 1549 ile 1578 yılları arasında Yukatan Yarımadası’nda bulunan piskopos Diego de Landa’nın etkileri hem iyi hem de kötü yönde olmuştur. Bir yandan tarihin en kötü kültürel barbarlığı olarak “putperestliği” yok etme adına tüm Maya elyazmalarını yakmıştır. Öyle ki bunlardan geriye günümüzde sadece dört tanesi kalmıştır. Diğer yandan Maya toplumu ile ilgili detaylı bilgiler yazmıştır ve bir bilgi kaynağından edindiği Maya yazılarıyla ilgili çarpıtılmış açıklamalar yaklaşık dört yüz yıl sonra Maya yazılarının çözümü için ipuçları sağlayan bir kaynak olmuştur.
  • Etrafında kilometreler boyunca uzanan ağaçlar arasında, arkasında kendisini diğer şehirlerden ayırt etmemizi sağlayacak bir isim bile bırakmadan kaybolmuştu...” Bunlar, bugün Maya kalıntılarını gören turistlerin hâlâ yaşadıkları ve Maya’nın çöküşünü bu kadar büyüleyici bulmamıza neden olan duygulardır. Maya hikâyesinin, tarih öncesi yıkılışlarla ilgilenen bizler için çeşitli avantajları bulunmaktadır, öncelikle, eksiklikleri olsa da, elimizde Maya’nın tarihini, Paskalya Adası ve Anasazi tarihinden çok daha detaylı şekilde ortaya çıkarmamızı sağlayacak yazılı kayıtlar mevcuttur. Eğer Mayalar sadece avcılıkla uğraşan ve mimari açıdan hiçbir şey üretmemiş bir toplum olsaydı, şu an büyük sanat ve mimariye sahip Maya şehirlerini inceleyen bu kadar fazla arkeolog olmazdı, iklimbilimciler ve paleoekologlar son zamanlarda Maya’nın çöküşüne katkıda bulunan eski iklim ve çevre değişikliklerine ilişkin birçok işaret görmüşlerdir. Son olarak günümüzde, eski yurtlarında yaşayan ve Maya dillerini konuşan pek çok Maya insanı bulunmaktadır.
  • Issız tapınaklarına ve yıkılmış mihraplarına çıktık; nereye gidersek onların olağanüstü zevklerini ve sanatsal maharetlerini gördük. Duvardan üzüntüyle bakan yabancı insanları yaşama geri çağırdık; onları rengarenk süslerse bezenmiş büyüleyici kıyafetleri içinde, sarayın terasına ve tapmağa giden gösterişli merdivenlerden çıkarken gözümüzde canlandırdık. Dünya tarihinin cazibesi içinde beni bir zamanların bu büyük, harika şehri kadar etkileyeni yoktur; altı üstüne gelmiş, terk edilmiş ve kaybolmuştu
  • Stephens’ın kitaplarından alman birkaç alıntı Maya’nın romantik cazibesi ile ilgili bir fikir verebilir: “Şehir ıpıssızdı. Babadan oğula, bir kuşaktan bir sonrakine geçen gelenekleriyle bu ırktan geriye kalan hiçbir şey yoktu. Okyanusun ortasında enkaza dönmüş küçük bir yelkenli gibi önümüzde uzanıyordu. Direği kırılmış, ismi silinmiş, tayfası kaybolmuş, nereden geldiği, kime ait olduğu, ne kadar zamandır denizde olduğu ve yok olmasına neyin neden olduğunu bilmediğimiz bir yelkenli gibi... Mimari, heykel ve resim, hayata renk katan tüm sanatlar bu fazlasıyla gelişmiş ormanın içinde yeşermişti; hatipler, savaşçılar, devlet adamları, güzellik, hırs ve zaferler burada yaşamış ve yok olmuştu ve kimse bunların varolduğunu ve geçmişte yaşadığını bilemezdi... Ulusların yükselişi ve düşüşüne ait tüm aşamaları yaşamış, medeni, cilalı, seçkin insanların kalıntıları buradaydı; altın çağlarına ulaşmış ve yok olmuşlardı.
  • Taş anıtlardaki bazı oymalarda yazıların bulunduğunu fark ettiler ve bunların birtakım tarihi olaylar ve insan isimleriyle ilişkili olduğunu tahmin ettiler. Dönüşlerinde Stephens, Catherwood tarafından yapılan kalıntıları resmeden anlatımların bulunduğu iki seyahat kitabı yazdı ve bunlar en iyi satan kitaplar arasına girdiler.