Malyen in beni ne kadar çok özlediğini anlayacağını, kendi çayırlarımızda birlikte yaşlanacağımızı umut ediyordum. Malyen hayatına devam etmişti, ama hâlâ onun elini tutan o üç gizemli kişinin karşısında korkuyormuş gibi duruyordum.
Artık kendimi bırakmamın zamanı gelmişti. Karanlıklar Diyarı'ndan geçmeye çalıştığımız o gece ben Malyen'ın hayatını kurtarmıştım, o da benimkini. Belki de aramızdaki bağların kopması kaderimizde yazıyordu.
Bu düşünceler beni kederlendirerek, paylaştığımız hayallere, hissettiğim sevgiye, bir daha asla umut dolu biri olamayacağım gerçeğine üzülmeme sebep oldu. İçim hüzünle doldu ve duygular varlığından bile haberdar olmadığım bir düğümün çözülmesine aracı oldu. Gözlerimi kapatıp yanaklarımdan aşağı yuvarlanan gözyaşlarını hissettim ve çok uzun zamandır içimde sakladığım şeye uzanarak, özür dilerim, diye fısıldadım.
"Karanlıklar Efendisi'ne öyle dedim. Bir köylü masalından ibaret olduğunu düşünürse boynuz avından vazgeçer diye düşündüm ama onu eline geçirince, hiçbir şey onu durduramayacak."
Ellerimi öfkeyle açtım. "Onu ne yapmaktan durduramayacak?"
"Karanlıklar Diyarı'nı silah olarak kullanmaktan."
"Başka seçeneğin olmayacak. Boynuzun gücü onu öldüren kişiye geçecek."
"Ama o büyüteç kullanamaz," diyerek ona karşı çıktım cılız sesimle.
"Seni kullanacak!" dedi Baghra.
Baghra bana başka bir büyüteç vermesini istemişti ama Karanlıklar Efendisi sadece geyiğin boynuzunun işe yarayacağını söylemişti. Bana kemikten bir kolye yapacaktı. Yoksa bana tasma mı takacaktı? Onu sıkıştırdığımda da beni öpmüş; bana boynuzu, büyüteçleri ve diğer her şeyi unutturmuştu. Gölün kenarında ışıkların altında kalan pürüzsüz yüzünü, şaşkın ifadesini ve darmadağın saçlarını hatırladım. Her şeyi kasten mi yapmıştı? Gölün kenarındaki öpüşmemizi, ahırda geçirdiğimiz o gece yüzündeki acı dolu ifadeyi, insansı mimikleri, fısıltılı sözleri, hatta bu akşam aramızda olanları da mı ayarlamıştı?