Bu kitabı ilk kitap kadar sevmedim fakat bu demek değil ki kitap iyi değildi. Özellikle sonunu baya beğendim. Bunu daha çok Rick abimizin yazdığı geçiş kitabı olarak düşünmek daha sağlıklı olur diyebiliriz.
Bu kitap sizi yükseltmiyor ama tempoyu da bir an bile yavaşlatmıyor. Konusuna gelecek olursa Melez Kampı çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Thalia'nin ağacı zehirlendi ve kamp korunaksız kaldı. Bunu düzeltmenin tek bir yolu var o da Altın Post'u bulmak ve ağacı iyileştirmek.
Bu görev için seçilen kişiye de epey şaşıracaksınız ve evet bu Ares'in belalı kızı Clarisse'den başkası değil. Tabii bu demek değil ki Annabeth ve Percy ellerini bağlayıp oturacaklar. Onlardan beklenildiği gibi kamptan kaçıp Kıvırcığı kurtarmak için yola koyuluyorlar.
Bu kitapta baya Percabeth sahnesi vardı. Annabeth cok fazla ön plandaydı ki bu kitabın en iyi yanıydı bence. Özellikle siren sahnesine kalbimi bıraktım.
Percy'nin kayıp kardeşi Tyson'a gelecek olursak kendisini sevdim bence kitaba farklı bir renk katmış.
Clarisse konusuna da kısaca değinecek olursak işleri sadece zorlaştırdığı bir gerçek ama kahraman olma isteğini anlıyorum. Ares'in sözlerinden sonra Clarisse için baya üzüldüm. Öyle bir hakareti de hak etmemişti.
Tam burada büyük bir ters köşe vermek üzereyim. O yüzden okumayanlar buraya kadar okuyup incelemeyi kapatabilirler.
Thalia'nin dönüşü. Bir noktada dirileceğini tahmin etsem de asla bu şekilde olacağını düşünmemiştim. Yapılabilecek en iyi sondu.
Toparlamak gerekirse kitap uçup kaçmıyor ama bu demek değil ki olaylar duruldu aksine çok büyük bir olayın başlangıcıydı.