Malyen in beni ne kadar çok özlediğini anlayacağını, kendi çayırlarımızda birlikte yaşlanacağımızı umut ediyordum. Malyen hayatına devam etmişti, ama hâlâ onun elini tutan o üç gizemli kişinin karşısında korkuyormuş gibi duruyordum.
Artık kendimi bırakmamın zamanı gelmişti. Karanlıklar Diyarı'ndan geçmeye çalıştığımız o gece ben Malyen'ın hayatını kurtarmıştım, o da benimkini. Belki de aramızdaki bağların kopması kaderimizde yazıyordu.
Bu düşünceler beni kederlendirerek, paylaştığımız hayallere, hissettiğim sevgiye, bir daha asla umut dolu biri olamayacağım gerçeğine üzülmeme sebep oldu. İçim hüzünle doldu ve duygular varlığından bile haberdar olmadığım bir düğümün çözülmesine aracı oldu. Gözlerimi kapatıp yanaklarımdan aşağı yuvarlanan gözyaşlarını hissettim ve çok uzun zamandır içimde sakladığım şeye uzanarak, özür dilerim, diye fısıldadım.
O kadar üzgün görünüyordu ki söylediklerime pişman oldum. "Ondan değil..."
"Hayır, doğru söylüyorsun." Bir kez daha derince nefes alıp elini boynuna attı. "Her ne kadar kabul etmeyi istemesem de Baghra haklı olabilir."
Başımı bir yana eğdim. g
"Görebildiğim kadarıyla önceden hiçbir şey moralini bozmuyordu. Baghra'nın canını bu kadar çok sıkmasına neden müsaade ediyorsun?"
"Bilmem."
"Bence onun yanında olması iyi bir şey."
Şaşırmışçasına bana baktı. "Neden?"
"Çünkü etrafında senden korkmayan ya da sürekli seni etkilemeye çalışmayan tek kişi o."
"Peki sen beni etkilemeye mi çalışıyorsun?"
"Elbette," diyip kahkaha attım.
"Kral birçok hizmetçiyle gönül eğlendirdi," dedi. Sonra da omuz silkti. "En azından ben ondan birkaç mücevher kopardım."
"Ciddi olamazsın."
"Elbette değilim." Küpelerinden biriyle oynadı. "En kötü yanı da ne biliyor musun? Herkesin yaşananları bilmesi."
Kolumu omzuna attım. "Sen onları boş ver. Hepsi bir araya gelse bir Genya etmezler."
Karanlıklar Efendisi kapıdan sessizce çıktı, ama sonra arkasına dönüp bana baktı. "Alina," dedi. Aklındakileri söyleyip söylememekten çekindiğini görebiliyordum. "Bu gece odana gelebilir miyim?"