sena

sena
The snow may fall but the sun also rises.
Lise 3
Canakkale/Merkez
Erzurum, 22 Haziran 2009
108 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
KARAKTERLERİN RUHUNU KAYBETMEK: ANNABETHH
Percy Jackson dizisinin 2. sezonu yaklaşıyor. Kitapları defalarca okumuş, o evrenin mitolojisiyle ve karakterleriyle büyümüş biri olarak, ilk sezondan beri içimde birikenleri artık hiçbir kalıba sokmadan, tamamen doğal ve düz bir şekilde konuşmak istiyorum. Çünkü ne zaman bu konuyu düşünsem, bir okur olarak içimdeki o hayal kırıklığı dalgası yeniden kabarıyor. Diziyi ilk duyduğumda, çocukluğumun o en sevdiğim dünyasını ekranda kanlı canlı göreceğim diye ne kadar büyük bir heyecan yaşadıysam, bölümler ilerledikçe hissettiğim boşluk hissi de o kadar büyük oldu. Benim buradaki asıl karın ağrım, sadece olayların hızlı geçmesi ya da bütçe yetersizliği falan değil. Asıl mesele, kitapta sayfalar boyunca zihnimize ilmek ilmek işlenen o güçlü karakter kimliklerinin ve o evrenin tehlikeli ruhunun dizide tamamen yok sayılması. Biz o karakterleri sadece isimlerinden ibaret oldukları için sevmedik; onların kendilerine has duruşları, birbirleriyle olan o çatışmalı ama samimi dinamikleri ve fiziksel kimlikleri o hikayenin temel taşlarıydı. aslında dizinin kurgusal bağını koparan o meşhur Annabeth Chase konusuna. Bunu en dürüst, en net halimle aradan çıkarmak istiyorum: Siyahi oyuncuların ekrandaki varlığıyla, onların yetenekleriyle ya da ten renkleriyle ilgili en ufak bir derdim yok. Tam aksine, sektörde çok daha fazla yer almaları gerektiğini düşünüyor ve her zaman destekliyorum. Benim buradaki eleştirim asla ırk ya da etnik köken üzerine değil; benim eleştirim tamamen bir okur olarak orijinal kurguya ve yazarın kendi elleriyle çizdiği o görsel dünyaya duyulan saygıyla alakalı. Annabeth kitapta gri gözleriyle, sarı saçlarıyla, o mesafeli ama fırtınalı Athena kızı duruşuyla bir bütündü. O görsel detaylar sadece birer dış görünüş özelliği değildi; karakterin o gururlu, bilgiç ve
İleti
sena isimli okura yanıt verildi
sena
Dizi ilk sezonda daha stabil gidiyor ve başta yani "meh" modundaydim ne yalan söyleyeyim çünkü ilgi çekici değildi kitabi yansitmiyordu ve komik değildi ki pjonun en önemli özelliği buydu percyde de kişilik bozukluğu var ama annabethe kıyasla daha az belli çünkü üzerine ekstra bisiler yazmak icin titrememisler nasılsa öyle göstermeye çalışmışlar ama Percy'nin en önemli özelliği olan mizahi Walker'dayken ben alamadim cok az sahnede aldım onun dışında sevdikleri icin dunyayi yakabilecegini göstermesi vs sevdiğim yanları oldu savaşçı kişiliğini sevdim Manhattan da orduları yönetiyordu ve ikinci sezonun sonunda da lider konuşması yaptı o kısma bayıldım çok fazla eksiği var evet ama ben potansiyel de cok görüyorum çünkü gerçekten bu işin üstüne bence baya emek veriyorlar ve iyi bir oyunculuk sergiliyor çoğu oyuncu clarisse mesela kitaptakinden de daha iyi yansitilmis kendi iç catismalari falan beni baya çekti tyson zaten olması gerektiği gibiydi thalia bende hala soru işareti orasını üçüncü seoznh çıkınca göreceğiz
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
KARAKTERLERİN RUHUNU KAYBETMEK: ANNABETHH
Percy Jackson dizisinin 2. sezonu yaklaşıyor. Kitapları defalarca okumuş, o evrenin mitolojisiyle ve karakterleriyle büyümüş biri olarak, ilk sezondan beri içimde birikenleri artık hiçbir kalıba sokmadan, tamamen doğal ve düz bir şekilde konuşmak istiyorum. Çünkü ne zaman bu konuyu düşünsem, bir okur olarak içimdeki o hayal kırıklığı dalgası yeniden kabarıyor. Diziyi ilk duyduğumda, çocukluğumun o en sevdiğim dünyasını ekranda kanlı canlı göreceğim diye ne kadar büyük bir heyecan yaşadıysam, bölümler ilerledikçe hissettiğim boşluk hissi de o kadar büyük oldu. Benim buradaki asıl karın ağrım, sadece olayların hızlı geçmesi ya da bütçe yetersizliği falan değil. Asıl mesele, kitapta sayfalar boyunca zihnimize ilmek ilmek işlenen o güçlü karakter kimliklerinin ve o evrenin tehlikeli ruhunun dizide tamamen yok sayılması. Biz o karakterleri sadece isimlerinden ibaret oldukları için sevmedik; onların kendilerine has duruşları, birbirleriyle olan o çatışmalı ama samimi dinamikleri ve fiziksel kimlikleri o hikayenin temel taşlarıydı. aslında dizinin kurgusal bağını koparan o meşhur Annabeth Chase konusuna. Bunu en dürüst, en net halimle aradan çıkarmak istiyorum: Siyahi oyuncuların ekrandaki varlığıyla, onların yetenekleriyle ya da ten renkleriyle ilgili en ufak bir derdim yok. Tam aksine, sektörde çok daha fazla yer almaları gerektiğini düşünüyor ve her zaman destekliyorum. Benim buradaki eleştirim asla ırk ya da etnik köken üzerine değil; benim eleştirim tamamen bir okur olarak orijinal kurguya ve yazarın kendi elleriyle çizdiği o görsel dünyaya duyulan saygıyla alakalı. Annabeth kitapta gri gözleriyle, sarı saçlarıyla, o mesafeli ama fırtınalı Athena kızı duruşuyla bir bütündü. O görsel detaylar sadece birer dış görünüş özelliği değildi; karakterin o gururlu, bilgiç ve
İleti
sena isimli okura yanıt verildi
sena
Yine dizinin yaptığı bir başka yanlış da Thalia Annabeth ve Luke iliskisini başta Annabeth'in yanlis anlamasi ve Thalia'nin Luke'a nedense katılacağını düşünmesi?? Ve hani Annabeth bildiğin "Belki de onu tanimiyorumdur." gibi bir cümle kullanıyor ve ben ekranda izlerken sok geciriyorum ama neyse ki sonlara doğru düzeltmişler yine de buranin üstüne cok titremeseler de olurdu yani zaten dediğim gibi kitap başlı başına dolu ekstra percabeth atismalariyla ve doldurma sahneler koymaya hiç lüzum yok
KARAKTERLERİN RUHUNU KAYBETMEK: ANNABETHH
Percy Jackson dizisinin 2. sezonu yaklaşıyor. Kitapları defalarca okumuş, o evrenin mitolojisiyle ve karakterleriyle büyümüş biri olarak, ilk sezondan beri içimde birikenleri artık hiçbir kalıba sokmadan, tamamen doğal ve düz bir şekilde konuşmak istiyorum. Çünkü ne zaman bu konuyu düşünsem, bir okur olarak içimdeki o hayal kırıklığı dalgası yeniden kabarıyor. Diziyi ilk duyduğumda, çocukluğumun o en sevdiğim dünyasını ekranda kanlı canlı göreceğim diye ne kadar büyük bir heyecan yaşadıysam, bölümler ilerledikçe hissettiğim boşluk hissi de o kadar büyük oldu. Benim buradaki asıl karın ağrım, sadece olayların hızlı geçmesi ya da bütçe yetersizliği falan değil. Asıl mesele, kitapta sayfalar boyunca zihnimize ilmek ilmek işlenen o güçlü karakter kimliklerinin ve o evrenin tehlikeli ruhunun dizide tamamen yok sayılması. Biz o karakterleri sadece isimlerinden ibaret oldukları için sevmedik; onların kendilerine has duruşları, birbirleriyle olan o çatışmalı ama samimi dinamikleri ve fiziksel kimlikleri o hikayenin temel taşlarıydı. aslında dizinin kurgusal bağını koparan o meşhur Annabeth Chase konusuna. Bunu en dürüst, en net halimle aradan çıkarmak istiyorum: Siyahi oyuncuların ekrandaki varlığıyla, onların yetenekleriyle ya da ten renkleriyle ilgili en ufak bir derdim yok. Tam aksine, sektörde çok daha fazla yer almaları gerektiğini düşünüyor ve her zaman destekliyorum. Benim buradaki eleştirim asla ırk ya da etnik köken üzerine değil; benim eleştirim tamamen bir okur olarak orijinal kurguya ve yazarın kendi elleriyle çizdiği o görsel dünyaya duyulan saygıyla alakalı. Annabeth kitapta gri gözleriyle, sarı saçlarıyla, o mesafeli ama fırtınalı Athena kızı duruşuyla bir bütündü. O görsel detaylar sadece birer dış görünüş özelliği değildi; karakterin o gururlu, bilgiç ve
İleti
sena isimli okura yanıt verildi
sena
Kaldı ki zaten Canavarlar Denizi olaylari olan bir kitap Percabeth sahnelerinden ziyade ki var olan en önemli percabeth sahnelerinden olan siren sahnesini de full cikarmislar ve nedense Annabeth'in annesiyle ve beklentisiyle alakali saçma bir sahne çıkmış ortaya şahsen kitapta Annabeth'in aklindaki ideal dunyayi görmesini şehri inşa ettigini thalia ve lukela eskisi gibi olduğunu ve babasiyla annesinin de bu hayalin bir parçası olduğu versiyonunu görmeyi seviyordum sonra hemen ardından ölümcül hatasinin hibris olduğunu söylemesi de gayet iyi sahnelerdi
KARAKTERLERİN RUHUNU KAYBETMEK: ANNABETHH
Percy Jackson dizisinin 2. sezonu yaklaşıyor. Kitapları defalarca okumuş, o evrenin mitolojisiyle ve karakterleriyle büyümüş biri olarak, ilk sezondan beri içimde birikenleri artık hiçbir kalıba sokmadan, tamamen doğal ve düz bir şekilde konuşmak istiyorum. Çünkü ne zaman bu konuyu düşünsem, bir okur olarak içimdeki o hayal kırıklığı dalgası yeniden kabarıyor. Diziyi ilk duyduğumda, çocukluğumun o en sevdiğim dünyasını ekranda kanlı canlı göreceğim diye ne kadar büyük bir heyecan yaşadıysam, bölümler ilerledikçe hissettiğim boşluk hissi de o kadar büyük oldu. Benim buradaki asıl karın ağrım, sadece olayların hızlı geçmesi ya da bütçe yetersizliği falan değil. Asıl mesele, kitapta sayfalar boyunca zihnimize ilmek ilmek işlenen o güçlü karakter kimliklerinin ve o evrenin tehlikeli ruhunun dizide tamamen yok sayılması. Biz o karakterleri sadece isimlerinden ibaret oldukları için sevmedik; onların kendilerine has duruşları, birbirleriyle olan o çatışmalı ama samimi dinamikleri ve fiziksel kimlikleri o hikayenin temel taşlarıydı. aslında dizinin kurgusal bağını koparan o meşhur Annabeth Chase konusuna. Bunu en dürüst, en net halimle aradan çıkarmak istiyorum: Siyahi oyuncuların ekrandaki varlığıyla, onların yetenekleriyle ya da ten renkleriyle ilgili en ufak bir derdim yok. Tam aksine, sektörde çok daha fazla yer almaları gerektiğini düşünüyor ve her zaman destekliyorum. Benim buradaki eleştirim asla ırk ya da etnik köken üzerine değil; benim eleştirim tamamen bir okur olarak orijinal kurguya ve yazarın kendi elleriyle çizdiği o görsel dünyaya duyulan saygıyla alakalı. Annabeth kitapta gri gözleriyle, sarı saçlarıyla, o mesafeli ama fırtınalı Athena kızı duruşuyla bir bütündü. O görsel detaylar sadece birer dış görünüş özelliği değildi; karakterin o gururlu, bilgiç ve
İleti
sena
Bu konuda üzülerek sana katılmak durumundayim sadece dış görünüş de değil genel olarak Annabeth karakterinde dizide fark ettigim bir kisilik bozukluğu söz konusu ve evet dediğin gibi kesinlikle sayfalarca okuduğumuz Annabeth o Annabeth değil. Buna cok fazla örnek verebilirim en basitinden Percy ile olan iliskisine değinerek başlayayım mesela özellikle ikinci sezonda ilgimi çekti bu mesele nedense inatla bir percabeth olay örgüsü angst yazma girişimi var ki bu bana nasıl desem cok bos hissettirdi Annabeth'in kehaneti bildiğinden Percy icin endiselendiginden görevi almamaya calismasini sağlaması mesela. Annabeth kitaplarda böyle bir seyi hic yapmaz Percy'nin hiçbir zaman önünü kapatmadı tehlikeli bir şeyler yaptığında onu durdurmak icin değil onun yanında olmak harekete geçen bir karakterdi ve bu sahneyi yazıp sonra onları göreve gitmeden kavga ettirip üstüne kaos icinde mecburen birlikte kalmalari da bana biraz nasıl desem sırf olay olsun diye yazmışlar yani

sena

, bir kitap okudu
10/10
·400 syf.·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 02:42
·
2026 13. kitabı
Rick Riordan
9.1/10 · 5,3bin okunma
sena isimli okura yanıt verildi
sena
b ⋆˙⟡ bende cok sevdimmm yeni karakterler için de epey heyecanlıyım