«Daryl bana dedi ki, Coca, ben de hiçbir beyazı sevmiyorum. Hayır, bayanı unutma, babayı unutma, dedim. Unutmadım, baba benim resmimi maymun gibi yaptı, Darly böyle dedi, hindistan cevizi ağacında benim resmimde beni maymun gibi yaptı, kollarımın uzun resmini yaptı, başımı çok büyük yaptı. Daryl dedi ki: senin memelerini de top gibi büyük, çıplak yaptı, ben onun yaptığı resimleri gördüm, baba sana güldü.»
Sevgili maymun kuzenlerimizden kopmamıza izin veren ivmenin artışı, sözcüğün yeteneği, ustalığı değil midir? Ateşin farklı kullanımlarını kuşaktan kuşağa aktarmak için sözcükleri kullanmadık mı? Yüreğimizdeki duyguların karmaşıklığını anlamamıza ve bunları yanımızdakilerle paylaşarak zaman içinde gelişen dostluklar kurmamıza izin veren de sözcükler değil mi? Güzellikle ilişki kurmamızı sağlayan sözcükler değil mi? Bir günbatımının ihtişamlı güzelliğini satırlara dökerek ânın mutluluğunu ölümsüzleştirebiliriz, oysa belki aynı mutluluğu yaşayan maymun sadece birkaç hüzünlü ses çıkartmaktan öteye gidemeyecektir.
Bizim evde bir maymun vardı, onu bazen değnekle, hafif tertip döverdik. Maymun değneği alıp, kilimin altına saklardı. Ona göre onu döven insan değil, değnekti. 
Bilirsiniz ki... erkekler, kadınlardan fazla maymun iştahlıdırlar, eğer kadın âlemlerinden fazla yorulmamış iseler, evlendikten sonra da gözleri dışarıda kalır. Zevcelerine ihanet etmeye daha müsait olurlar. Halbuki, kadından yorulmuş bir erkek, yalnız zevcesine merbut kalır, yalnız onu sever, onu düşünür.
Gözleri şaşı, maymun suratlının teki
Tek gözlü adamla nasıl dalga geçerse.
Ahmak ayyaşa, boynuzlanan adam piçe nasıl gülerse,
Her kadın da eşine öyle güler içten içe.