"Bana söylemek istediğin bir şey var mı? Yarın gitmeden önce bilmem gereken bir şey mesela?"
Ona olan hislerimi mi kastediyordu? Yoksa kız kardeşin kurtarma konusunda şansımı denemek için gece yarısı öteki diyara gideceğimden mi şüphelenmişti? "Sebastian, benim en iyi arkada..."
Daha ağzımı bile açamadan başını eğdi. Yumuşak dudaklarını dudaklarıma değdirdi ve ona nefesimi tutarak karşılık verebildim. İçimi bir elektrik akımı çarptı, beni kendime getirip dalga dalga yayılarak bizi sarıp sarmaladı. Bu öpücük Fairscape'i, hatta Elora'yı bile bütünüyle aydınlatmaya yeterdi.
Dilini dudaklarıma değdirip içeri soktuğunda var gücümle ona karşılık verdim. Bütün varlığımla. Öpüşünde bana olan endişesini hissedebiliyordum, acaba o da benim korkumu hissedebiliyor muydu? Kız kardeşimi kurtarmak zorundaydım ama ölmek istemiyordum. Lakin onu da kaybedemezdim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bu kadar iyi bir arkadaş olduğun için teşekkür ederim. Son iki seneyi sen olmasan atlatamazdım."
"Böyle deme." Başını salladı. "Beni bir daha görmeyecekmişsin gibi konuşma."
Sebastian cebine uzanıp kristal uçlu bir kolye çıkardı. "Sana bir hediye yaptım."
"Bash..." Kolyenin basit, ince işlenmiş gümüş bir zinciri vardı ama ucundan sallanan kristal kusursuzdu. "Bu... hayatımda gördüğüm en güzel kolye."
"O halde tam sana layık." Sesi boğuk çıkıyordu, nazik bakışlarını gördüğümde kalbim suçluluk duygusuyla bin bir parçaya ayrıldı. "Bu bir koruma tılsımı. Yanında olup seni koruyamayacağım, ben de düşündüm ki..." Yanımda olmama düşüncesi ona fiziksel acı veriyormuş gibi irkildi, ardından kolyeyi zarifçe başımdan geçirdi. "Her zaman takacağına söz ver."
"Söz veriyorum." Kolye göğüslerimin arasına düştü ve günbatımında parlamaya başladı. Kristali avucuma aldım.