Murat BOLAT

Murat BOLAT
@mbolat07
Memento Vivere Serendipity instagram.com/m_bolat0
Yüksek Lisans
Mersin
Mersin, 5 Temmuz
135 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Geceye notum: Çok mutsuz olabilirsin. Çok acı çekebilirsin. Mahvolmuş, her şeyini kaybetmiş hissedebilirsin. Hüngür hüngür ağlıyor, ölümü düşleyebilirsin. Ama hayat, sen fark etmeden akan bir nehir gibi durmaksızın ilerliyor; sen nerede olursan ol, kendi yolunu buluyor. Zaman senin acına saygı duymuyor, beklemiyor. Ve sen ne kadar gözyaşı dökersen dök, bir yerlerde insanlar gülmeye, sevinmeye, yaşamaya devam ediyor. Acılarını en derin sen hissediyorsun ve bu, kendini parçalayacak kadar ağır gelebiliyor. Ama bil ki, çektiğin her sancı seni tamamen yok etmez; görünmez bir güçle ayakta kalıyorsun. Düşüyorsun, savruluyorsun, ama ruhun sessizce dayanıyor. Herkes senin bittiğini sanıyor, ama sen hâlâ buradasın; nefes alıyorsun, hissediyorsun, ve bu, en büyük direncin... Sevgiyle kalın...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Friedrich Nietzsche'nin vurguladığı gibi, dürüst ve vicdanlı olmak hesaplı olmaktan çok daha değerlidir; çünkü hesap insanı makam sahibi yapsa da vicdan insanı insan yapar. Vicdan, içsel bir pusula olarak ahlaki değerleri takdir etme kabiliyeti sunarken, adalet sadece dışsal kuralların uygulanmasıdır. Vicdan, merhameti ve insanı barındırır.
Kimse sizin “özgüvenli ve özgür” çocuklar kılıfıyla topluma itelediğiniz hadsiz, zorba, bencil ve şımarık çocuklarınıza katlanmak zorunda değil. İnsan yetiştirmek bir sanattır. Yetiştiremeyecekseniz çocuk yapmayın ve kendi berbat kişiliklerinizi devam ettirmeyin.
Sonra bir şeyler oluyor ve değişiyorsun. Hayata bakışın, insanları algılayışın değişiyor. Eskisi gibi olmuyorsun işte. Herkese aynı yerden bakamıyorsun. İnsanları daha net görmeye başlıyorsun. Kim gerçekten yanında, kim sadece oradaymış gibi ayırt ediyorsun. Ve en çok da buna şaşırıyorsun aslında. Çünkü bir zamanlar o farkı göremeyen sendin. Daha az konuşuyorsun mesela. Her şeyi anlatma ihtiyacı duymuyorsun. Anlatınca anlaşılmadığın yerlerden yorulmuşsun çünkü. O yüzden bazı şeyleri içinde bırakmayı seçiyorsun. Değişiyorsun… ama öyle büyük laflarla değil. Küçük küçük. Birine artık eskisi gibi davranmamanda, bir ortamda eskisi kadar kalmamanda, içinden gelen yeter hissinde. Ve bir bakıyorsun, eski senle aranda mesafe var. Ama bu sefer üzülmüyorsun. Çünkü biliyorsun, o mesafe boşuna oluşmadı.
Bazen bir şeyleri değiştirmek istemezsin. Çünkü değişimin getireceği belirsizlik, şu anki rahatsızlıktan daha korkutucu gelir. Bu yüzden kalırsın. Bilmediğine gitmek yerine, iyi gelmese bile bildiğinde durursun. Ama insan bir noktadan sonra şunu anlar: Belirsizlik korkutur, ama aynı yerde kalmak yavaş yavaş tüketir.