Murat BOLAT

Murat BOLAT
@mbolat07
Memento Vivere Serendipity instagram.com/m_bolat0
Yüksek Lisans
Mersin
Mersin, 5 Temmuz
135 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Otuzlu kırklı yaşlarda evlenmemiş olmak değil, yirmili yaşlarda sırf herkes evleniyor diye, sıram geldi diye, ailem ne der diye yanlış biriyle evlenip sonra yıllarca o yanlışın içinde sıkışıp kalmak çok daha büyük sorun. Bunu nedense kimse anlamıyor. Sırf bazı boşluklar dolsun diye, sırf herkes yaptı diye girilen bir hayatın içinde insan zamanla kendini kaybediyor. Dışarıdan bakınca her şey tamam gibi görünüyor ama içten içe bir şeylerin eksik olduğunu en iyi yaşayan biliyor. Çünkü o karar, gerçekten istenerek değil; korkudan, baskıdan ya da aceleden verilmiş oluyor. Yalnız kalmaktan korktuğu için ya da toplum baskısı yüzünden yanlış bir hayatı seçen çok insan var. Ama kimse şunu konuşmuyor: Yanlış biriyle geçirilen yıllar, tek başına geçirilen zamandan daha yorucu. Yalnızlık en azından insana nefes alacak alan bırakır. Yanlış bir ilişkinin içindeyse insan, hem kendine yabancılaşır hem de ihtimallerini kaybeder. Bir yerden sonra mesele yaş değil, yük oluyor. Omzunda taşıdığın şey bir hayat değil de bir zorunluluk gibi gelmeye başlıyor. İşte o zaman anlıyor insan; aslında korkulması gereken şey yalnızlık değilmiş, yanlış bir hayatın içinde sıkışıp kalmakmış. Biraz geç olsun ama içinden gelerek olsun. Sırf sırası geldi diye değil, gerçekten doğru hissettirdiği için olsun. Çünkü hayat, başkalarının hızına göre karar verilecek bir şey değil. Bazen en doğru karar, hiçbir şey yapmamak. Beklemek. Acele etmemek. Ve gerektiğinde şimdi değil diyebilmektir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sağlıklı bir ilişki zamanla olur. Bir anda bir insanla direkt sağlıklı bir ilişki kuramazsın. En başta tartışmalar da olacaktır, fikir ayrılıkları da… çünkü iki farklı hayatın, iki farklı geçmişin ve iki ayrı dünyanın bir araya gelmesi kolay bir şey değil. Önemli olan o tartışmaların içinde kaybolmamak, birbirini kırmadan da anlaşılabileceğini öğrenmek. Her anlaşmazlık bir kopuş sebebi değil, aksine doğru yönetildiğinde birbirini daha iyi tanımanın bir yolu aslında. Zamanla neyin incittiğini, neyin iyi geldiğini öğrenirsin. Karşındaki insanın sessizliğini bile anlayabilecek bir noktaya gelirsin. Sağlıklı ilişki; hiç kavga etmemek değil, kavga ederken bile saygıyı kaybetmemektir. Gitmek kolayken kalmayı seçebilmektir. Her şeye rağmen değil, her şeyi anlayarak ve kabullenerek devam edebilmektir. Ve en güzeli de şudur; zaman geçtikçe o ilişki bir savaş alanı olmaktan çıkar, bir sığınak haline gelir. Dışarıda ne yaşarsan yaşa, döndüğünde kendini güvende hissettiğin bir yere dönüşür. Çünkü artık sadece iki insan değil, birbirini öğrenmiş iki kalp vardır orada.
Bu yaşıma kadar öğrendiğim en net şey şu oldu: Her şey herkese anlatılmamalı… İçimde filizlenen her niyeti, dile getirdiğimde sanki o şeyin yönü değişiyor, tadı eksiliyor, hatta bazen tamamen kayboluyor. Anladım ki insan her şeyden önce susmayı ve herkese her şeyi anlatmamayı öğrenmeli. Söz, genelde büyüyü bozuyor. İnsanların bakışı, merakı, yorumu, enerjisi karıştıkça o sade ve temiz başlangıç yok oluyor adeta. O yüzden artık içimde olanı hemen paylaşmıyorum. Her hevesimi, her isteğimi ortaya dökmüyorum. Her şeyi herkes bilmek zorunda değil. Herkes anlamak zorunda da değil. Bazı yollar sessiz yürünür, bazı başarılar kimse duymadan büyür. İnsan en çok da bunu öğrendiğinde rahatlıyor bak emin ol. Gerçekten olması gereken zaten oluyor bir şekilde. Gürültüye ihtiyaç duymadan, göstermeye gerek kalmadan… Kendi vaktinde, kendi doğruluğuyla, muhakkak oluyor.
Kendine iyi bak. Fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığını ihmal etme. Dramadan (kurban, kurtarıcı, suçlayıcı) çık. Kimse yardıma gelmeyecek, sen kendini iyileştireceksin. Enerjini ve zekânı üretmeye, öğrenmeye ve büyümeye harca. Göreceksin, her şey daha güzel olacak.
Gerçek aşk her zaman sadık ve tek eşlidir. Sayısız insan seçeneği, bitmeyen mesajlaşmalar, bir kaydırmayla önüne düşen ihtimaller arasında bile sadece iki kişiliktir. Kalabalığın içinden birini seçmek değil mesele; seçtikten sonra gözünü, gönlünü, niyetini orada tutabilmektir. Aşk biraz da irade işidir. “Daha iyisi var mı?” diye bakmamaktır. Varken yok saymak değil, varken tercih etmemektir. Çünkü gerçek bağ, alternatifleri tüketerek değil, alternatiflere rağmen kurulur. İnsan sevdi mi, diğer yüzler flu kalır. Sesler azalır. Kalp bir isme alışır, bir gülüşe, bir omza. Sadakat eski moda bir kavram gibi sunuluyor artık. Oysa en modern, en cesur şeydir belki de. Herkesin kaçış kapısı aradığı bir çağda kalmayı seçmektir. Hevesle değil, bilinçle “ben buradayım” diyebilmektir. Bir kişiye ait olmak değil; bir kişiyi sahiplenmek hiç değil. Ama iki kişinin birbirine emanet olmasıdır. Gerçek aşk, fırsat bulamadığı için değil; fırsatı olduğu hâlde başkasına zihnen bile girmediğin için gerçektir. Gizli hesaplar, yedekte tutulan ihtimaller, “şimdilik”ler yoktur içinde. Netlik vardır. Açıklık vardır. İç huzuru vardır. Bence belki de en güzeli şudur: Dünyada milyarlarca insan varken, birinin gözlerinde evini bulmaktır. Orada kalmak istemektir. Gitme ihtimalin varken gitmemektir. İşte o zaman aşk gerçekten iki kişiliktir.