Yol biter, han biter, ömür biter, aşk da biter.
Her şeyin sonu vardır; çünkü hiçbir şey kalıcı değildir. İnsan, bunu bilerek yürümelidir. Bir yolun sonuna geldiğinde yas tutma; yol amacına ulaşmıştır. Bir han boşaldığında üzülme; çünkü o han sana yalnızca bir geceyi emanet etmişti. Ömür tükenir, çünkü doğa onu böyle kurmuştur. Aşk sönüp gider, çünkü ateşin de bir ömrü vardır. Ama acılar… Onlar bitmez gibi görünür. Çünkü insan kendi zihninde onları sürekli yeniden doğurur. Bir yarayı taşıyan beden değil, onu canlı tutan zihindir. Hatırlamak, büyütmek, sürekli beslemek: işte acının kökleri buradadır. Senin üzerinde güç sahibi olan şey acı değil, acıyı nasıl karşıladığındır. Öyleyse, doğanın sana verdiği ölçüyü hatırla. Hiçbir şey sonsuz değildir; acı da öyle. Eğer sen ona anlam yüklemezsen, o yalnızca gelip geçen bir sızıdan ibarettir. Yolun bitişini kabul et, hanın kapanışını kabul et, ömrün tükenişini kabul et. Çünkü bunlar doğanın yasalarıdır. Fakat acıların sürüyor gibi geliyorsa, bil ki bu, doğanın değil zihninin seçimidir. Kendini bu seçimden özgür bırakabilirsen, en ağır yük bile hafifler. O zaman görürsün ki acı da, tıpkı yol gibi, han gibi, ömür ve aşk gibi, sonunda biter.