Murat BOLAT

Murat BOLAT
@mbolat07
Memento Vivere Serendipity instagram.com/m_bolat0
Yüksek Lisans
Mersin
Mersin, 5 Temmuz
135 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Bazen insan yorulduğunu fark etmez; ta ki her şey aynı anda ağır gelene kadar. Durmak, kaçmak değildir. Kendini tekrar duyabilmek için verilen kısa bir aradır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazı şeyleri bilirsin ama yüzleşmezsin. Çünkü yüzleşmek, değiştirmeyi gerektirir. Ve insan çoğu zaman gerçeğin kendisinden değil, değişimin sorumluluğundan korkar.
Size kadınların sırrını vereyim: kaliteli kadınlar önce güvenilir erkek arar. Çünkü güven, sürekli çekiciliğin sessiz ama en güçlü halidir. Güvenilir bir erkek ne söylediğini hatırlar, verdiği sözün arkasında durur, zor zamanda kaçmaz. Kadınlar bunu çok hızlı hisseder; lafa değil tutarlılığa bakarlar. Paradan, statüden ya da gösterişten önce “yanımda güvende miyim?” sorusunun cevabını ararlar. Duygusal olarak dengeli, sınırlarını bilen, öfkesini yönetebilen erkek her zaman bir adım öndedir. Çünkü kalite, kaosla değil huzurla yaşar. En değerli kadınlar hayatlarını kurtaracak bir kahraman değil, hayatlarını riske atmayacak bir ortak ister. Onlar için cazibe; belirsizlikte kaybolmak değil, netlikte yürüyebilmektir. Güven veren erkek, sadakati bir fedakârlık gibi sunmaz; karakterinin doğal sonucudur. İşte bu yüzden gerçekten seçici kadınlar, önce güvenilirliği tartar. Geri kalan her şey sonradan gelir.
Koca bir ömrü heba eden şey, takılı kalmaktır. Eski bir aşka… Olmamış bir evliliğe, yarım kalmış bir vedaya, söylenememiş cümlelere. “Aslında çok severdi ama…” diye başlayan savunmalara, hep karşı tarafı eksik anlayan hikâyelere. Birlikte yaşlanma hayalini çöpe atamayıp, bugünü o hayalin gölgesinde yaşamaya. Çoktan bitmiş bir ilişkiyi, zihinde hâlâ sürdürmeye. Takılı kalmak; bir mesaj gelir mi diye telefonu sessizde bile kontrol etmektir. Aslında cevap vermeyeceğini bildiğin hâlde, içten içe bir ihtimal büyütmektir. Bir şarkıyı sırf onunla dinlemiştin diye atlayamamak, bir sokağa girince kalbinin sıkışması, eski bir fotoğrafa bakıp “orada her şey daha kolaydı” demektir. Oysa kolay olan şey belki de sadece bilmediğin yarındı. Takılı kalmak sadece aşkta olmaz. Bir kırgınlığa takılı kalırsın mesela. Yıllar önce söylenmiş bir söz, hiç gelmemiş bir özür… Karşındaki çoktan unutmuşken sen hâlâ aynı cümlenin içinde dönüp durursun. Her yeni tanıştığın insana, o eski yaradan bakarsın. Kimse tam olamaz, çünkü ölçüyü geçmişten alırsın. Bir de “bir gün olur”lara takılı kalanlar vardır. O iş bir gün olur, o insan değişir, o hayat sana da güler… Ama günler geçer, yıllar geçer; sen beklerken hayat bir başkasına dönüşür. Takılı kaldığın yer güvenli gelir, çünkü tanıdıktır. Can yakar ama şaşırtmaz. Oysa insan, durduğu yerde yaşlanır. Kalbi aynı acıyı taşırken saçına aklar düşer. Ve bir gün fark eder ki kaçırdığı şey sadece bir aşk değildir; kaçırdığı, kendine açılabilecek onca ihtimaldir. Yeni bir kahkaha, başka bir huzur, daha sakin bir sevme hâlidir. Bırakmak kolay değildir. Kimse “hadi bıraktım” deyip yoluna devam edemez. Ama şunu fark etmek bir başlangıçtır: Takılı kaldığın şey seni büyütmüyorsa, sana iyi gelmiyorsa, sadece alışkanlıktır. Ve insan alışkanlıklarını kutsadıkça
Bazı duygular konuşulmaz, yaşanır. Adı konmaz, paylaşılmaz. İnsan onları taşırken olgunlaştığını sanır. Oysa çoğu zaman sadece alışıyordur.