yaz tatili başladı yine... ve her tatil gibi ablamın ve benim elimden tutan babam bizi memlekte götürmek için otogara getirmişti. her yazın ritüeli bu senaryomuz hiç değişmezdi. önden 2 koltuk, soföre tembih, muavin garanti sertikası biri 5 biri 8 yaşında iki çocuk dedeye teslim edilmek için emenat bırakılırdı tam 5 saatlik... ablam büyük ya düşerim diye beni cam kenarına iterdi... bende camdan o muhteşem anı kaçırdığım için üzülerek düşlere dallardım.. muhteşem anımın adı kiraz çiçekleriydi... baharın dünyaya hoşgelişini bir gelinin süzülerek podyuma çıkması gibi ağır ağır gözüme sokup... tam o sahnenin sonuna geldiğinde duvağını açtığı anın şaşkınlığıyla yere dökülen ve doğumla ölümü bu kadar iç içe hissetiren ne olabilirdi. 5 yaşındaydım.. aklım tabiki bunlara yetmiyordu... aklım sadece kar tanesi gibi çiçeklerin yerde olmasını sorguluyordu....