"Ben dün gece kendi isteğimle
öldüm."
Sırtında taşıdığı kamburundan çok ruhunda birikenlerin ağırlığıyla tabutundan sesleniyor Acibe kitabın bu ilk cümlesiyle.Ruhu da o yüzden
kolay kolay gidemiyor bu dünyadan. Anlatacakları var çünkü.Onu görmeyen duymayan narsist annesini, odağında yazdığı şiirlerden başka bir şey olmayan babasını, bu huzursuzluğa dayanamayıp evden ayrılan ablasıyla yaşayamadığı 35 yılın acısını haykırıyor tabutundan.Nasıl görülmediğini,duyulmadığını,sevilmediğini,yok sayılmış varlığıyla neler yapıp yapamadığını sıralıyor. Çekiliyor bir köşeye sonra.Yaşananların arka perdesini aralamak için
ablasına, annesine, babasına da söz veriyor.
Neler yaşamışsın dedirten bir hayat hikayesi bekliyor bizi.
Kalplerinizin tam ortasına
yerleşerek, unutulmayacak bir karaktere dönüşüyor Acibe.Bazen yüreğinizi sızlatıyor, bazen yüzünüze acı acı bir tebessüm yerleştiriyor.Sevgiyle ona sıkı sıkı sarılma isteği ile veda gerçekleşiyor en nihayetinde.Hayata attığı son golle içinize birazcık da olsa su serpiyor giderken.
Çok severek okuduğum,akıcı diliyle sona ulaşmak için sabırsızlandığım bir kitap oldu Bir İntihar Çok Ölüm.
Sevgi ve muhabbetle…