Yıllar akıp gittikçe en çok eksildiğiniz kelimelere muhtaç bir haldeyken, karşınızdakinin kim olduğundan, ne kadar inandırıcı göründüğünden ziyade, söylediği o efsunlu kelimenin büyüsüne kapılırsınız.
Zorluklar bazen insanı tutarsızlığa mecbur bırakır ve ondan beklenenin tam aksine tavırlara iter. Gerçekliği inkârın bir yolu da aklın ve mantığın söylediğinin zıddını yapmaktır. Hayatımızı kaplayan yeisten, kara bulutlardan kaçabilmek için gerektiğinde gerçekliğin en yalın ve saf haliyle bile göz göre göre çelişmeyi, çatışmayı yahut onu büsbütün yok saymayı kabulleniriz.
"Siz herhalde doğulu olana eski diyorsunuz. Lakin bizim sanatlarımız, bu memleketin, bu medeniyetin ruhundan doğmuştur. Evvelde kaldı deyip bir kenara atmak, ruhumuzdan bir parçayı koparıp yerine yenisini koymaya çalışmaktır. Ruh bir kere parçalanırsa tamir olmaz. Bir daha şifa bulmaz. Biz olmaktan vazgeçerek yürüdüğümüz yol hakikaten bizim geleceğimiz midir?