Kadın kızıyla birlikte komşusuna ziyarete gider. Ev sahibi ikramları getirmek için mutfağa gittiği sırada, "Halıların kenarına baksana. Ne kadar da toz içinde. Getirdiği ikramları ben nasıl yiyeceğim şimdi?" diyerek çocuğuna temizlikle ilgili ayrıntıyı fark ettirir anne.
Ebeveyn bu yanlış davranışıyla aslında kızının eve misafir gelmesinden hoşlanmayan biri olmasına sebep olur. Çünkü kız mutfağa her gidişinde aklı halı kenarlarında, koltuk diplerinde kalır. Kendini ise, "Misafir geldiğinde hep gerginim, yorgunum. Çocuklarıma da kötü davranıyorum." diye tanımlar. Halbuki kişi içine hangi kıyaslamalarla bu duygunun girdiğini fark etse; ta çocuklukdöneminde bırakılan bu izlerin duygusal kişilik gelişimine nasıl engeller oluşturduğunu görebilir rahatlıkla.
Resûlüllahın ashâb-ı kirâmı, hanımlar erkeklere bakmasınlar diye duvarlardaki delik ve pencereleri tıkıyorlardı. Muaz (r.a.) hanımınin pencereden baktığını gördüğünde, hanımını dövdü. Bir defasında da hanımının hizmetçisine, yarısını yemiş olduğu bir elmayı verdiğini gördü ve yine onu dövdü.
Hazret-i Ömer (r.a.) buyuruyor: "Kadınları pek fazla giydirmeyiniz ki, onlar çadırlarından ayrılmasınlar" Hazret- Ömer, bu sözünü şu hikmete binâen söylemektedir: Kadınlar elbiseleri eski olduğu takdirde çıkıp gezmeyi istemezle