Sen Yoktun MDK
Geçen canım çok çay çekti Kimse yapmadı Sen olsaydın sana yaptırırdım Sen yoktun Sana çay içememe derdimi Anlatsaydım da olurdu Ama sen yoktun Ayrılığı sevindiriyorsun bu aralar Bu kadar vurdumduymaz olduğunu bilmiyordum Beni yalnızlığa yalnızlığa yalnızlığa Alıştırıyorsun. Alıştırma, Seni sevmek yerine, yalnızlığı severim
Şiir
MDK
Herkesle doya doya Bayramlaşırsın, ona gelince hal hatırdan öteye geçemezsin. Bir öküz iner yüreğinin orta yerine, kalk dersin kalkmaz, ondan Kurban olmaz. Sesini özlemişsindir, onun muhabbeti pek sarmaz Atsan mesajlarına cevapta yazmaz. Bayramdan Bayrama gönülde almaz Bilmez yüzünü gözünü özlediğini Rüyalarda kendisinin izlendiğini Sesinin kulaklardan silindiğini Bilmez bu derdi ondan gizlediğimi Ya ben abartıyorum ya o anlamıyor Galiba üstüne fazla düştüm Gelincik çiçeği gibi Narindir hassastır İnce düşündüm Kırdım kırılmasın diye kırıldım Gelincik çiçeğim solmuş Heralde benden epeyce soğumuş Yok mu bi çaresi Kuruyup duracak Umudum bir başka Bahara mı kalacak
Aşk
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hüzünlü MDK
Alın sizin olsun kardan aydınlıklar Bana karanlığımı verin Alın sizin olsun bütün mutluluklar Gönlüme yakışan bir ince hüzün verin
İnsan ve Duygular
MDK
Verin karanlıkları bir bir Işık saçan gündüzler Sizin Olsun
MDK
Yalnızlık galiba beni andı Hasret eski dost nerelerdeydin Bak vuslat kapıya dayandı Gönül ülkemde umut bir andı Andı gönlüm seni andı Dert keder bana kalandı Bir su lazım bana kalbim yandı Bir ses lazım bana beni heyecanlandıran Yalnızlık ebedi dost gel şöyle yanıma
Aşk ve Şiir
Küresel Güçlerin Döviz ve Ambargo Oyunları İle Kurumları, Hükümetleri ve Dünyayı Manupüle Etme Çabaları Hakkında (2) 1997 Yılının 4 Nisanında Hakk’tan emri alıp uçmağa varınca Başbuğ Onun yanından hiç ayrılmamış, her çileye katlanmış, her türlü cefayı beraber göğüsleyip, davayı omuzlamış her devirde MDK, MKK ve MYK’sında yer almış, Başkanlık Divanında ya Genel Sekreter ya Genel Başkan Yardımcısı olarak hep yanında bulunmuş bir ismi, Devlet Bahçeli’yi başına geçmeye layık gördü, Lider olarak seçti Ülkücü, Milliyetçi Hareket... Emaneti ve vebalini yüklenince, kendisinin Türk siyasetine hediye ettiği “Önce Ülkem ve Milletim, sonra partim sonra ben” sloganı ile yola çıktı Devlet Bahçeli... Başbuğunun izinden, milim şaşmadan, Ülküsünden zerre taviz verip sapmadan, onun rotasını çizdiği yoldan çıkmadan, bayrağı daha ileriye taşımak için gecesini gündüzüne kattı, yetmedi ertesi günden ödünç aldı, dur durak demeden, nefes alıp dinlenmeden çalıştı çabaladı MHP’nin yeni Lideri “İktidar olmak için başka yerlerden ne destek arar, ne icazet alırız Milletimden başka gönlüne girmeyi hedeflediğimiz bir yer yoktur. Biz iktidar olmak için ancak ve ancak yüce Türk Milletinden icazet alırız” diyerek ilke belirleyip yola çıkınca, Milliyetçi düşünceyi iktidara taşıma fikrinden taviz vermeyeceği de anlaşılınca, gard aldı kendine karşı, bunun tam tersini uman çevreler... Diş bilediler, Kılıç kuşandılar, Savaş açtılar Tökezletmek için her yola başvurdular... Önce medyada kota koydular, yok saydılar, milletin gözünden gizlemeye kalktılar... Yılmadı Devlet Bahçeli “Medyaya sözümüz varsa söyleriz yayınlarlarsa yayınlarlar yayınlamazlarsa canları sağ olsun deriz çizmelerimizi giyer Anadolu’yu karış karış gezer, Milletimizle buluşur diyeceğimizi yüz yüze söyleriz” dedi... Öyle de
Tarih