“ Köşeye geldiğimde bir kez daha bakmak için döndüm. Bakışlarım zavallı şeytanın üzerine düştüğünde ayağa fırladı ve girişe doğru yöneldi. Kapıyı iterek açtı ve elinde bir parça metal parlıyordu. Ay ışığında parlayan para mıydı yoksa haince göz kırpan bir bıçak mı?...”
“Bu dağınık caddeler dürtülerin kaba ve dizginsiz bir şekilde boşaldığı, düzenlemeye tabi olmayan bir duygular dünyasının garip izlerini taşır. Onlar tutkuların kasvetli bir ormanı, içgüdüsel ve hayvansı varlığımızın manifestolarıyla dolu bir sığınaktır. Açığa vurduklarıyla teşvik eder gizledikleri ile cezbe derler. İnsanların rüyalarına girerler.”
Stefan Zweig’in bu uzun öyküsünü bir çırpıda okuyacağınıza emin olabilirsiniz. Şahsen ben öyle yaptım ve kitabı bitirdikten sonra üzerinde bir hayli düşündüm. Ve aşağıdaki belki ilginizi çekebileceğini düşündüğüm çıkarımlarımı paylaşmak istedim.
<Muhakkak sanatçı eserini vücûda getirirken bunu bir amaç uğruna yapar. >
Zweig’in yaşamı hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra intiharından hemen önce tamamladığı bu eserin aslında bir veda mektubu olduğunu kavrayabilirsiniz.
———Spoiler———
—>Eserde ne anlatılıyor?
New York’tan Buenos Aires’e giden yolcu vapurunda dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic yolculuk yapmaktadır. Kısa sürede şöhret sahibi olan bu genç, aynı vapurda yolculuk eden anlatıcımızın dikkatini çekmiştir. Anlatıcımız, arkadaşı sayesinde Mirko’nun yaşamına dair birtakım bilgiler edinir. Ve bir şekilde bu kibirli şampiyonla bir satranç müsabakası ayarlanır. İlk oyunu Mirko kazanır. Tekrar bir müsabaka düzenlenir fakat bu kez bir yabancı oyuna dahil olarak oyunun en iyi ihtimalle berabere bitmesini sağlar.
Daha sonra bu yabancıyla (Dr. B.) Mirko arasında bir turnuva daha düzenlenir ve ilk oyunu Dr. B. kazanır. Bu kez kibirli şampiyonumuz bir oyun teklifinde bulunur fakat oyunun ortasında Dr. B. beklenmedik, manasız bir hamle yapar ve çevresindekilerden özür dileyerek oyunu yarıda bırakır ve oradan uzaklaşır.
—————
Hikayenin özü bu şekilde. Bunlar bizim görüp okuduklarımız. Bir de yazarın zihnini okumaya gayret edelim ki kitap okumanın asıl hazzı tam da bu işte bence! :)
Dedim ya yazarın zihnini okumaya çalışacağım. Ve şu şekilde çıkarımlarda bulundum:
—Satranç oyunu “savaş”, ”aklı”, “gerçekliği” temsil ediyor.
—Mirko Czenovic, Hitlerin(Nasyonal Sosyalizm) ve onun hegomanyasının temsilidir. (Mirko; kibirli, donuk bakışlı, ağır hareket eden, çok düşünen
SatrançStefan Zweig · Bilgi Yayınevi · 2016279,7bin okunma
“Hiçbir şey yapmadılar, bizi tamamen bir hiçliğe mahkum ettiler. Çünkü bildiğiniz gibi dünyada hiçbir şey, insan üzerinde hiçlikten daha fazla baskı yapamaz.”