“Mutluluk ve neşe güzelleştirirmiş insanı! Kalp aşkla dolup taşarken onu başkasının kalbine dökmek istermiş insan, her şey neşeyle dolsun, herkes gülsün istermiş. Ah, bu mutluluk ne bulaşıcıymış!”
Babası fısıldadı:
- Asıl ölüm unutulmaktır.
Amcası ilâve etti:
- Unutmak da ölmektir.
İsa Beğ devam etti:
- Hayat birkaç hatıradır.
Balâ Hatun bitirdi:
- Hayat ölümün başlangıcıdır.
Stefan Zweig’in bu uzun öyküsünü bir çırpıda okuyacağınıza emin olabilirsiniz. Şahsen ben öyle yaptım ve kitabı bitirdikten sonra üzerinde bir hayli düşündüm. Ve aşağıdaki belki ilginizi çekebileceğini düşündüğüm çıkarımlarımı paylaşmak istedim.
<Muhakkak sanatçı eserini vücûda getirirken bunu bir amaç uğruna yapar. >
Zweig’in yaşamı hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra intiharından hemen önce tamamladığı bu eserin aslında bir veda mektubu olduğunu kavrayabilirsiniz.
———Spoiler———
—>Eserde ne anlatılıyor?
New York’tan Buenos Aires’e giden yolcu vapurunda dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic yolculuk yapmaktadır. Kısa sürede şöhret sahibi olan bu genç, aynı vapurda yolculuk eden anlatıcımızın dikkatini çekmiştir. Anlatıcımız, arkadaşı sayesinde Mirko’nun yaşamına dair birtakım bilgiler edinir. Ve bir şekilde bu kibirli şampiyonla bir satranç müsabakası ayarlanır. İlk oyunu Mirko kazanır. Tekrar bir müsabaka düzenlenir fakat bu kez bir yabancı oyuna dahil olarak oyunun en iyi ihtimalle berabere bitmesini sağlar.
Daha sonra bu yabancıyla (Dr. B.) Mirko arasında bir turnuva daha düzenlenir ve ilk oyunu Dr. B. kazanır. Bu kez kibirli şampiyonumuz bir oyun teklifinde bulunur fakat oyunun ortasında Dr. B. beklenmedik, manasız bir hamle yapar ve çevresindekilerden özür dileyerek oyunu yarıda bırakır ve oradan uzaklaşır.
—————
Hikayenin özü bu şekilde. Bunlar bizim görüp okuduklarımız. Bir de yazarın zihnini okumaya gayret edelim ki kitap okumanın asıl hazzı tam da bu işte bence! :)
Dedim ya yazarın zihnini okumaya çalışacağım. Ve şu şekilde çıkarımlarda bulundum:
—Satranç oyunu “savaş”, ”aklı”, “gerçekliği” temsil ediyor.
—Mirko Czenovic, Hitlerin(Nasyonal Sosyalizm) ve onun hegomanyasının temsilidir. (Mirko; kibirli, donuk bakışlı, ağır hareket eden, çok düşünen
SatrançStefan Zweig · Bilgi Yayınevi · 2016279,6bin okunma
Sıkılmadan okuyabileceğiniz akıcı bir eser. Tavsiye ederim.
Ay Işığı Sokağı
Hikayeyi bitirdikten sonra-belki size saçma gelebilir- anlatılanlarla Freud’un Topografik Kişilik Kuramı arasında bir ilişki kurdum. Kahramanımızın ilk kez gelip kısa bir süre kalacağı liman kentinde yaptığı gezisi betimlenirken bahsedilen puslu gökyüzü, karanlık sokaklar, kahramanın sarhoşluk gibi halleri “bilinç dışı”nı simgeliyor gibi geldi bana. Daha sonra burada karşılaştığı olayların da “bencillik (barda karşılaştığı adamın evli olduğu zamanlarda eski karısına karşı aşağılayıcı tutumu), mantıksız istekler, (kadının onu sürekli terk etmesine rağmen saplantılı şekilde takip etmesi, kadının adamı terk edip fuhuş batağına düşmesine rağmen adamın hala onun peşinden gidip kendini aşağılamasına izin vermesi gibi utanç verici deneyimler) vahşet dürtüleri (adamın kadını ikna edemeyip onu öldürmeyi düşünmesi) gibi bilinç dışına ait kavramları barındıran durumlar hikayeyle Freud’un kuramı arasında böyle bir ilişkilendirme yapmama sebep oldu. Belki de bu anlatılanlar Topografik Kuramın bir temsilidir.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 202082,1bin okunma