Öncelikle Şeker Portakalı’nın devamı niteliğinde olan bu kitabı da en az Şeker Portakalı kadar sevdim. Afacanlıkları, cesurca yaptığı yaramazlıklar, hayal gücünün eseri cururu kurbağasının sesini dinlemesi, bunların hepsi Zeze’yi sevmemi sağlayan şeylerdi. Çünkü Zeze’yi Zeze yapan bunlardı. Ancak bazı kısımlarda, özellikle yaramazlığının zirve yaptığı yerlerde, Zeze’ye kızmadım değil. Bu kızgınlık yaramaz bi çocuğa duyulan tatlı bir kızgınlıktı. Tıpkı kitaptaki Fayolle’nin kızışı gibi :) Bazı kısımlarda ise okurken kendi kendime güldüğümü fark ettim. Kısacası okumaktan hiç pişman olmadım. Çok güzeldi. Bu serinin devamı olan ve son kitap olan Delifişek’e geçeceğim. Umarım o da diğerleri gibi güzeldir ve umarım Zeze ile son vedalaşmamız harika olur. :)