Victoria dönemi yazarlarından Charlotte Bronte. Baskıcı, kadınların hiçbir söz hakkının olmadığı böyle bir dönemde böyle güçlü bir kadın karakter çizmesi çok etkileyici. Kitap aynı zamanda birçok kişi tarafından kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak görülmektedir.
Kitaba artık geçelim :) Jane' in kitap boyunca çocukluğundan erişkinliğine kadar yaşadıklarına tanık oluyoruz.
Jane Eyre küçük yaşta hem öksüz hem de yetim kalmıştır. Ona dayısı sahip çıkmıştır fakat o da erkenden aralarından ayrılır. Dayısı eşine Jane' e sahip çıkması için söz verdirir. Jane daha o küçük yaşta haksızlığa gelemeyen hakkını savunmaya çalışan bir kız çocuğudur. O dönemde tabi ki de bu durum isyankarlıkla, kötü ahlakla yorumlanmaktadır. Bunun üstüne yengesi Jane' i yatılı okul olan Lowood' a gönderir. Jane yengesiyle yaşarken refah içinde, bolluk içinde yaşamıştır. Lowood ise lüksten uzak, lüksü bırakın temel ihtiyaçların bile zorla karşılandığı bir yerdir. Jane hayat görüşlerinin gelişmesini sağlayan bir arkadaş edinir. Ha bir de buna çok büyük katkı sağlayan okulun şefkatli, iyi yürekli müdiresi vardır. Jane' i Lowood' a verdikten sonra kimse arayıp sormamıştır ve Jane artık 18 yaşına gelmiştir.
Jane artık orada öğretmendir ve oradan artık ayrılmak ister. İş için mektup yazar ve bir yerden olumlu yanıt alır. İşte buradan sonrasında Jane' in hayatı baya bir değişecektir. Gittiği evin sadece bir beyi vardır fakat oda eve ara sıra gelir. Jane onun evlat edindiği kız çocuğuna eğitim vermektedir. Jane güzellikten uzak fakat sade tertipli, zeki bir kadındır. Bu hali daha ilk baştan evin beyi Mr. Rochester' ın dikkatini çeker. Konuşmaları, konuşurken ki zekiliği ve gözü pekliği dikkatlerden kaçmaz. Jane' in esas maceraları da ondan sonra başlar. Bu konakta büyük