Dünyaya düzgün biçimlenmiş uzuvlarının hepsi yerli yerinde gelmek, acımasız değil sevgi dolu bir anne babanın evladı olmak, coğrafi ya da toplumsal tesadüfler sayesinde savaştan ya da yoksulluktan kurtulmuş olmak tamamen şansa bağlıydı. Dolayısıyla rahat rahat erdemli olabilmek de.
Oğlan olsun kız olsun, bir insan için en alçaltıcı şey, iyi bir eğitimden ve düzgün bir işte çalışma onurundan mahrum edilmekti; çocukluk ve ergenlik yılları boyunca kendisine hayattaki tek amacının kocasının evini güzelce çekip çevirerek çocuklarına bakmak olduğu söylenmişti, bu da kendi amacını kendi seçme hakkının aşağılanmasıydı.
Mutluluğun değişken bir kavram olduğu geliyordu; günümüzün makul bir erkeğinin ya da kadınının ölçütlerine göre değerlendirilmesi gerekirdi. Bir kuşak önce yeterli olan bugün yetersiz kalabilirdi.