Tristan'ın verebileceği pek çok örnekten birini seçecek olursak, Instagram'a hayat vermiş olan arkadaşları Mike ve Kevin bir süre sonra "hoş bir şey olduğu için" birtakım filtreler eklemişler çektiğiniz fotoğrafın sanatsal görünmesini sağlayan filtreler. Bunun Snapchat ve diğer uygulamalarla "kim daha iyi güzelleştirme filtre Jeri sunacak" yarışına neden olacağının, bunun da insanların bedenleri hakkındaki düşünme şekillerini böylesine değiştireceğinin, filtrelerine daha çok benzeyebilmek için bıçak altına yatan koca bir insan grubu ortaya çıkacağının Mike ve Kevin'ın aklından bile geçmediğine emin olduğunu söylüyor Tristan. Ama arkadaşlarının dünyayı öngöremedikleri ya da kontrol edemedikleri şekillerde dönüştüren değişimlere yol açtıklarını görmüş. “Teknoloji tasarlamak konusunda çok dikkatli olmamız gerekiyor," diyor Tristan, "çünkü bütün dünyayı o mecraya sıkıştırıyor, tıkıştırıyor bu teknolojiler ve diğer uçtan farklı bir dünya çıkıyor".
Kitap okumak çoğumuz için yaşadığımız en derin odaklanma biçimini oluşturuyor tek bir konuya sakin sakin saatler ayırıyor, zihninizde demlenmesine izin veriyorsunuz. İnsan düşüncesinde son 400 yılda meydana gelmiş en derin gelişmelerin anlaşılıp açıklandığı mecra burası. Ve bu deneyim ortadan kaybolmaya başlamış durumda.
Uyku konusunda ne kadar sorunlu hale geldiğimizin göstergelerin den biri de, bu kriz konusunda bizi en çok uyarması gereken insanların doktorların lisanslarını almak için uykusuz kalmak zorunda olmaları. Tıp eğitiminin parçası olarak doktorların yirmi dört saatlik zorlu nöbetler tutmaları gerekiyor 24 adlı dizide Kiefer Sutherland'in canlandırdığı, terörist peşinde koşmaktan uyku uyuyamayan karakterden esinle "Jack Bauer çekmek" deniyor bu nöbetlere. Hastalarını tehlikeye atan bir uygulama bu. Ama uyku hakkında en bilgili olması gereken insanların dahi akıl mantık sınırlarının ötesinde uykusuz kalmayı fetişleştirdiği bir kültür haline gelmiş durumdayız.
O an hepimizin iki muazzam kuvvet arasında seçim yapma şansı olduğunu hissettim ya parçalanma, ya akış. Parçalanma sizi küçültüyor, yüzeyselleştiriyor, asabileştiriyor. Akış ise büyütüyor, derinleştiriyor, sakinleştiriyor. Parçalanma bizi büzüyor. Akış ise genişletiyor. Kendime şu soruyu sordum: Yavan ödüller için dans ederek dikkat becerisini körelten bir Skinner güvercini mi olmak istiyorsun, yoksa Mihaly'nin sahiden önem taşıyan bir şey buldukları için konsantre olabilen ressamları gibi mi?