Bizim bazı temel sınırlılıklarımız var," diyor Adam. "Bu sınırları göz ardı edip istediğimizi yapabilirmiş gibi davranabiliriz ya da bunları kabul edip hayatımızı daha iyi bir şekilde sürdürürüz."
Süratin insana çok iyi hissettiren bir tarafı var. Buna bu kadar gömülmüş hissetmemizin bir nedeni harika bir şey olması, değil mi? Bütün dünyayla bağlantı içinde olduğunuzu, her hangi bir konuda olup biten her şeyi öğrenebileceğinizi hissediyor sunuz." Gelgelelim maruz kaldığımız enformasyon miktarında ve bu enformasyonun geliş hızında meydana gelen muazzam artışın bir bedeli olmadığını söylüyoruz kendimize. Bu bir yanılgı: "Çok yorucu hale geliyor." Daha önemlisi, “her türlü boyutuyla derinliği feda ediyoruz," diyor Sune. "Derinlik için zaman gerekiyor. Derinlemesine düşünmek gerekiyor. Her şeye yetişmeniz, her dakika e-posta göndermeniz gerektiğinde derinliğe ulaşacak zamanınız olmuyor. İlişkilerde derinlik için de zaman gerekiyor. Enerji gerekiyor. Uzun zaman aralıkları gerekiyor. Kendinizi adamanız gerekiyor. Dikkat göstermeniz gerekiyor, değil mi? Derinlik gerektiren her şey zarar görüyor. Yüzeye doğru çekilip duruyoruz."
Bir dostun bir suç işlediği, sözgelimi bir cinayet, gaddarca veya düzenbazca bir fiil işlediği, ya da hırsızlık yaptığı haberinin insanın üzerinde bırakacağı tesirle aynı kişinin kendi iradesiyle kendi hayatına son verdiği haberinin tesirini karşılaş- tırın. İlk türden haberler şiddetli bir öfke, en büyük hoşnutsuzluk ve cezalandırma ya da intikam alma arzusu uyandırırken, ikinci tür haberler bizi üzüntü ve kedere boğar, içimizde acıma ve paylaşım duygularını depreştirir; ayrıca çoğu kez ahlaken tasvip etmemekten çok ki kötü bir fiilin hemen ardından kendiliğinden uyanır cesareti için bir hayranlık duygusu oluşur içimizde.
Hayatımız mikroskobik bir mahiyete sahiptir; Zaman ve Mekânın güçlü mercekleriyle gerilip uzatılarak hatırı sayılır ölçekte büyütülmüş küçücük, bölünmez bir noktadır.