Zaman fark ettirmeksizin geçip gitmiş.
Günler değişmiş, yıllar değişmiş, yollar değişmiş.
Şimdi bir kuş bakışıdır bakıyorum,
Yaşanan yaşanmış, geriye güzel şeyler kalmış.
Uzaktan bakınca söylemesi ne kolaymış.
Söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
Yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere
Kim giydirir başıma tacını nihayetin
Kim takar bileğime hürriyet künyesini
Karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
Ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
Asırlardır köhne barınaklarda
Küflenen, çürüyen çığlıklarımı
At vuruldu; içim paramparça rüveyda
Gölgelerin ardına sakladım kusurumu
Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
Ben burda damla damla eriyip akıyorum
Yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
İstenmediğim yeri sessizce terkederim
Hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Nurullah Genç
Geçenlerde babamın bana olan sevgisini hiç gösteremediğinden şikayetçiydim. Gurur duyuyor benimle biliyorum ama gösteremiyor, görmeye de ihtiyaç duyuyorum demiştim. Bugün seninle gurur duyuyorum diye uzun bir paragraf yazmış bana. Duygulandım. Hissediyorlar mı?