Ben roman severim. Kitabı okurken de çok bir beklentim yoktu ve bir romandaki duygusallığı da bulamadım. Öyle dümdüz bir kitap gibi geldi. Bitirişini beğendim ama.
İlk 50 sayfasını ilk okuduğumda çok sıkılıp kitabı yarım bırakmıştım. İkinci başlayışımda da 50'ye kadar bayağı bir zorlandım :) Ama gelin bir de beni son 50 sayfada görün. Sonunda hikayeyi tamamladığıma, öğrendiklerime ve bir sona heyecanlanırken kitabı bitirmenin tatlı hüznü de vurdu beni. Yazarın ince düşüncelerine ne kadar bayıldığımı anlatamam. Bir yerde bir cümle, belki çok dikkatini çekmeden okuyorsun o cümle başka yerde karşına çıkıyor mânâsını anlıyorsun şaşırıp kalıyorsun. Son cümlesi kitabın öyle bir cümle ki çevirip bakıyorsun yine şaşırıyorsun. Kitabın sonuna gelince kitabın bitişinin burukluğunu bir tebessümle geçirdiğine şahit oluyorsun yazarın. Oradan oraya savruluyorsun sen de kitaptakiler gibi ama ne savrulmak... Bir bakışı bile öyle güzel tasvir etmiş ki yazar sanki o bakışı sen yaşıyorsun. İçi öyle bir kavruluyor ki kitaptakilerin, elin ister istemez göğsüne gidiyor sanki sen kavrulmuşsun. Bilmiyorum bu cümleler dökülür müydü benden bu kitaptan önce ama şimdi, bu kitap üzerime bir "Âh" bıraktı ya, dökülüveriyor. Çok sevdim bilmem anlatabildim mi.. Okuyun okutturun. Ben kitap okurken arkasında müzik dinlemeyi çok severim. Bu kitaba ud ile çalınan eserleri çok yakıştırdım, sizlere tavsiyem olsun.