İnsan bazen bir mektubu kendine yazar. Konuşamadığı kendine. İtiraf edemediği, dertleşemediği, derdi tasası görülmesin, duyulmasın diye derin ahlar çekerek kalabalıklardan köşe bucak kaçan kendine.
Gidenler, gidenlerin geride bıraktığı eşyalar, kalanlar, kediler... İçilen son çaylar, başka bir hayatın gölgesinde yaşamaktan kurtulamayanlar, sonu getirilemeyen sevgiler... Depremler, çatırdayan aileler, terk edilen evler... Babalar, "görüşürüz" vaatlerine mahkûm edilmiş tükenmişlikler... Anneler, kardeşler ve çiçekler... Yalnızlıklar... Ama en çok her şeye inat küçücük anlara kök salan görkemsiz mutluluklar...