Tarık Tufan..... Yazarı Anna şiiri ile tanımıştım. Başarılı bulduğum, kitapları ve şiirleri ile ruhuma dokunabilen nadir yazarlardan. Okurken pek alıntı paylaşamadım. O kadar çok altını çizdiğim, yüreğime dokunan satırlar oldu ki bana neler hissettirdiğini anlatacak kelime bulamıyorum. Lakin yazara biraz öfkeliyim. Mükemmel bir duygu ve düşünce içerisine sokup hiç beklenmedik bir son ile kitabı bitirdi. Kitap elimde 5 10 dakika durduktan sonra istemsizce gözlerim doldu. Şehzadenin yaşadıkları, içinde bulunduğu durum, şu an içinden çıkamadığım birçok konu için yolumun aydinlanmasina sebep oldu diyebilirim. Okuyun, okutturun...
Ben bir şeye bağlıydım, sonra başka bir şeye daha bağlandım. Sonradan bağlandığım, önceki tüm bağlılıkların hükmünü ortadan kaldıracaktı. Ya da şöyle söylemeli; önceki bağlılığım sürdükçe, sonraki bağlılıkların ihtimalini ortadan kaldırıyordu.. Birini tercih etmem gerekiyordu. O gün, böyle küçük kararlar alırken, utançlarla geçiştirirken bu kararları, böylesi bir yolda yürüdüğümün farkında değildim.
İçimdeki hakikati kendi ellerimle öldürmeye teşebbüs etmiştim. Bunu bir kez denedikten sonra hayatında her şeyin aynen devam etmesi mümkün olmuyor. Ya kendini hakikatin kollarına bırakıp onun kollarında öleceksin ya da buna razı değilsen ve içinde dolaşan bir hayta duygu seni sürekli olarak kendine çekiyorsa, o vakit hakikatini öldüreceksin.
O zamanlar ikisini de yapmaya cesaretin yoktu..
İkilik içinde yaşamaya razı gelmiştim.
Bunun imkanının olmadığını biliyordum..