Küçükken eşya gibi davranılan bir insan yetişkinlik döneminde kendisine eşya gibi davranan partnerleri çekici bulur ve hayatına çekebilir. Çocukluğunda anne babasının onun yaptıklarında kusur bulduğu gibi, kendi yaptığı her işte bir kusur bulur. Dışarıdan bakıldığında kendinden memnun, özgüvenli, hatta kibirli görünse de, gerçekte kendisini sevmek bir yana, kendisinden nefret eder. İç sesi onu sürekli suçlar ve yargılar.
Bir insanın iç dünyası aydınlıksa ve kendini iyi hissediyorsa, karşıdaki insanın davranışlarını iyi olarak algılar. Benzer şekilde bir insanın iç dünyası karanlıksa ve kötü hissediyorsa, karşıdaki insanın davranışlarını kötü olarak algılar.
Çoğu insan özellikle travmatik anılardaki duyguları yaşamak istemez ve bu yüzden de bu olumsuz duyguları başka insanlara yüklemeye çalışır. Burada en çok kullanılan kişiler, partnerler ve sahip oldukları çocuklarıdır. Her iki taraf da çocukluğundan kaynaklanan bitmemiş meseleleri, yarım kalmış işleri, diğer taraf çözümlesin diye ona atar. Diğer taraf kötüleştikçe, kötü duygu yaratan taraf kendini iyi hisseder. Kötü duyguyu alan taraf ise bir süre sonra bu acıya dayanamaz ve bunu iade etmek için uğraşıya girer. Bu durum kişinin enerjisini büyük oranda boşa harcamasına sebep olur. Bir yandan da partnerini kötü hissetmeye zorladığı için ilişkinin zaman içinde bozulmasına sebep olur.