Madeline Miller bu kitabı, sanki mitolojide hep cadı olarak; kötü hatta önemsiz bir karaktermis gibi anlatılan Kirke'yi aklamak ve aslında hep geri plana atılmalarına rağmen mücadelesi büyük olan tüm kadınlara ithafen yazmış gibi ...
Kirke'nin kitabın başından beri, özellikle Ortadoğu toplumunda alışkın olduğumuz gibi, kendini hep bir erkekle var ettiğini görüyoruz. Önce erkek kardeşiyle, sonra Odeusseus'la sonra ise oğluyla...
Kirke'nin yolculuğu hem günümüz ilişkilerine dair hem de kendi hayat yolculuğuma, kendime olan keşiflerime dair bana pek çok şeyi düşündürdü.
"İlk dersimdi bu. Görünenlerin pürüzsüz, tanıdık yüzü altında, dünyayı ikiye ayırmak üzere bekleyen bir başka yüz vardır. "
Kirke'nin güzeller güzeli Skylla'yı canavara dönüştürdüğü bölüm beni çok etkiledi. Skylla güzeldi, herkes ona hayrandı, seviliyordu. Fakat canavara dönüştüğü anı, en yakınındakiler, kahkahalarla dinlemişler "Bir daha anlat!" Demişlerdi. Güzelliğe duyulan hayranlıkla kişisel kıskançlık ve samimiyetsiz ilişkileri anlatan müthiş bir bölüm...
Skylla'nin güzelliği, herkesin ona duyduğu gerçek his ve düşünceleri gizlemlerine neden olmuştu. Herkes onunla arkadaş gibi davranıyordu ama hepsi içten içe düşmesini bekliyordu nitekim canavara dönüşünce tüm maskeler de düştü ve gerçek hisler ortaya çıktı.
Bu kısım hala toplumsal güzellik algımızı apaçık ortaya koyuyor. Güzellik, değer görmek için müthiş bir güç kaynağı. Fakat beraberinde yalnızlığı, kıskançlığı ve dışlanmışlığı getirebilir.
Ve hala devam eden samimiyetsiz iliskiler :) İnsanlar bazen sevmedikleri birine gülümseyebilir, yakın davranabilir. Ama içten içe bu kişinin düşmesini isterler. Bu da o kişiyle değil tamamen kendileriyle ilgili memnuniyetsizliklerinin yansımasıdır.
Ve sanıyorum buradan çıkarılacak ders ise, dış görünüş üzerine