”Nefsini tanıyan, Rabbini de tanır.”
Tasavvuf; Cenâb-ı Hakk’ı kalben tanıyabilme sanatı. Bir arınma disiplini. Allah’tan uzaklaştıran her şeyden sakınarak takvâya erebilme yolu.
Hâsılı tasavvuf; Allah Rasûlü’nü aşk ile yakından tanıyabilme, O’nun yüce karakter ve şahsiyetinden nasîb alarak, dîni, rûhâniyetine uygun bir tarzda yaşayabilme gayretidir.
Kıble Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilse de hiçbir Müslüman’ın gönlünde Kudüs değerini yitirmemiştir. Her Müslüman’ın kalbinde bir Kudüs sevdası yaşar. O’nun özgür olması için elinden gelen tüm gayreti gösterir. Kudüs sadece bir ırkın veya bir coğrafyanın sorunu değildir. Kudüs tüm iman edenlerin dertleneceği bir sevdadır.
Herkes kalbindeki Mekke, Medine, Kudüs sevdası oranında imanını ölçebilir. Biz biliyoruz ki, Medine aşkıyla yaşayanlar Kudüs aşkına savaşabilir. Ne Medine’yi Kudüs’ten ne Kudüs’ü Medine’den ayırabiliriz. Sevgili Peygamberimiz bize şu üç mescit için yolculuk yapmamıza izin vermiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
“Üç mescitten başkası için yolculuk yapılmaz. Mescid-i Haram, Benim mescidim ve Mescid-i Aksa” (Buhari,Hacc, 26; Savm, 67)
Sevgi ve aşka dair ne söylenirse söylensin biz biliyoruz ki söylenen söz eksiktir, yarımdır. Aşk gökteki yıldız, çöldeki kum taneleri, denizdeki dalgalar kadar cevabı olandır. Bu cevapları birleştirince çıkacak tek doğru cevap ise Allah ve Rasûlü’nün aşkıdır. Bu aşkın zirvesidir.
Sevgi; edeptir.
Sevgi; anmaktır, hatırlamaktır.
Sevgi; Sevgilinin emirlerine uymaktır. Kendi istek ve arzularına tercih etmektir.
Sevgi; O’nun konuşmasına dikkat kesilmek, O’nun sözünü can kulağı ile dinlemektir.
Sevgi; Sevgilinin yurdunu, evini, O’nun uğradığı yerleri, ayak bastığı toprağı sevmektir.
Sevgi; Sevdiğinin sevdiklerini sevmektir.
Sevgi; O’na giderken hızlı olmak, O’ndan ayrılırken ağır
adımlarla hareket etmektir.
Sevgi; zamanla sevene benzemektir.
Sevgi; O’na teslim olmaktır.
Sevgi; “Can’dan” aziz bilmek, uğrunda “Can’dan” geçebilmektir.