dönemler değişir,çağlar kapanır, nesiller silinir fakat ölüm yerinde durur.insan düşünebildiği ölçüde bu gerçeğin kendisine ait olduğunu kavrar, çare arar hatta ölümü öldürmek ister ancak insan aklının ulaştığı her imkan deneyimlenemez ve doğrulanamaz olan ölümün sınırında durur.
Israrla aradığı, o halde varlığından kuşku duymadığı metnin yazılı olduğu kâğıt parçasını bin bir zorlu maceranın ardından ele geçirip de açınca. Hiç tanımadığı bir alfabe ile karşılaşan arayıcının duyabileceği kadar acı duyuyordum nihayetinde. Kesin bilgi orada, ama alfabesi yok oluyordu, okuyamıyordum.
"Câhili olduğu her gerçeği inkâr eden insan oğlu, gözlerini bağlayan ters ve menfi şartların hapsinden uğurlanmadan, doğruyu da güzeli de değil görüp yaratmak, aramak ve seçmek ihtiyâcı dahi duymayacağı âşikâr değil midir?