Mecnun'a dönmüşüm bilmem gezdiğim
Dağlar mıdır sahra mıdır bel midir
Dostumun bağına girip derdiğim
Lâle midir sümbül müdür gül müdür
Aşk değil mi beni derde düşürten
Ferhad gibi yüce dağlar aşırtan
Bizi böyle yârden ayrı düşürten
Adu mudur engel midir el midir
Kâmil olan belli olur sözülen
Mâh yüzüne bölük bölük yazılan
Al yanağa çifte benler düzülen
Kakül müdür zülüf müdür tel midir
Karac'Oğlan eder bulmadım vefa
Sevdiğimle asla sürmedim sefa
Hûbların âşıka ettiği cefâ
Kanun mudur erkân mıdır yol mudur
(Bu beyti, tama' askerinin sitemini -daha önceden yazıp gizlice haber gönderdiğinden kinaye- şöyle anlamak mümkündür: Benim sana yazdığımı açıp okusaydın, açgözlülük elinden neler çektiğimi anlar, bana acır yardım ederdin. Sen benim adımı bile anmadın, bana yardım etmedin.)