"Fakat benim en büyük acım bedensel değil.İçimde büyük bir şey var...Onu öteden beri biliyorum ama dışarı çıkaramıyorum:Bütün bu şeyleri yapan küçük birini oturup seyreden yüce sessiz bir benlik."
Ona göre, kızdaki bu değişiklik tuhaf değildi, tam tersine tahmin ettiği, beklediği bir şeydi ;gerçek olmak için ümidini asla kaybetmeyen, unutmayan doğanın muhteşem yasalarına duyduğu güvendi. Hayatın sürekli kendisini yenileyen o susuz mucizelerinden birine yakın hissetti kendisini ;bu mucize, çocukların kadınlardaki iyiliği, şefkati, fedakarlığı ortaya çıkarması ve sonrasında bu duyguların kadınlardan çocuklarına gecmesiydi;kadından çocuğa, çocuktan tekrar kadına geçen, hiç kesilmeyen, sürekli devam eden bir döngü ;böylece kadın kendi çocukluğunu asla kaybetmiyor, aksine iki kez yaşıyordu, hem kendi içinde hem de karşılaştığı her insanda yaşıyordu. Ve bu, kendisi de bir çocuk olan, kadın olmamış ama kendi çocuğunun içinde yaşayan Meryem'deki Tanrı'nın mucizesi değil miydi?
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu