Gerçekten sevdiği bir işi mi yapmalıydı? Onun sevdiği bir iş yoktu ki. Bir şey yaparken keyif aldığı da, heyecanlandığı da olmamıştı. Hepsi birbirinin aynıydı, zaman zaman hem eğlenceli, hem de sıkıcıydı. “Bu işi yapmazsam ölürüm” diyecek kadar istek duyduğu bir şey de, ölmek istemesine sebep olacak kadar zor olmasına rağmen yapmaktan kaçındığı bir şey de yoktu. İyi olduğu bir iş de yoktu. Hepsi ortalamaydı. Sevdiği ve olduğu bir iş olmayan Minchul, nasıl yaşaması gerektiğini bilmiyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
yaşamı kolaylaştıracak yöntemlerden bahseden insanlar, bu yöntemleri bilmeyen kişilere
kıyasla hayatın içinde daha çok debelenen insanlardı. O kadar tükeniyorlardı ki, artık tükenmek istemedikleri için sürekli
farklı yollar bulmaya çalışıyorlardı. Hayata katlanma yolları, yaşamaya devam etme yolları...
karşısındaki kişi hiçbir çekincesi olmadan oturmuş, heyecan notaları barındıran gözlerle ona bakıyorken, kendisinin neden bu kadar gerilip kaskatı kesildiğine anlam veremiyordu.
Jungseo bu toplumun insanlara kaba davrandığını düşünüyordu. Elbette bireyler de birbirlerine karşı kabaydı. Dışarıdan
bakınca nazik davranan ancak içten içe karşısındakini kullanıp
kendilerine fayda sağlamaya çalışan sayısız insan vardı. İkiyüzlü değillerse de kayıtsızlardı. Kayıtsızlığın içinde korku yatardı.