Evrenin yaratıcısının mutlak ilim, kudret ve hikmet sahibi oluşu her şeyden önce onun anlamı olmasını gerektirir. Nitekim Kur’an’a göre tabiat hem tümel, hem de tikel anlamda nedenseldir. Yani hem yaratmanın gaî bir sebebi vardır, hem de bizzat tabiatın kendisi nedenselliğe sahnedir.
Kur’an’dan bağımsız bir kavram değil, bir Kur’an ifadesinin kavramsallaştırılması söz konusudur. Sunnetullâh ifadesi kavramlaştıktan sonra ise, Kur’an metnindeki bağlamı ne olursa olsun, sabit bir anlam ifade edecektir. Bugün bu anlamın oldukça yaygın bir biçimde ‘tabiat kanunları’ olarak belirlendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.